• Tevbenin kabulü, günahkârın cezasını düşürmek; aklen Allah Tealânın yapması gereken vacip bir vazife değildir. Bu, bilâkis onun merhametindendir, lütfundandır. Kabulü konusunda ise, kabul edileceği umulur; muhakkak kabul olunur denilemez. Bu konuda “Allah dilediğinin tevbesini kabul eder” (Tevbe/15) mealindeki ayet bize bunu anlatmaktadır.

    Buna bir örnek, Peygamberimizle savaşa katılmayan kişiler samimi olarak tevbe etmişlerdi; fakat tevbeler hemen kabul edilmedi. Peygamber (s.a.v.)in onların kalplerinde olanı bilmediği ve Allah (c.c.)nun onlar hakkındaki hükümde bağımsızlığına saygılı olmasından dolayı onlar hakkında kendi başına bir hüküm vermedi. Allah’tan hüküm gelmesini bekledi. Allah (c.c)nun bu hükmü açıklamayı geciktirmiş olması, onları bir daha böyle bir işe dönmekten menetmek için olsa gerektir.

    Küfürden dolayı yapılan tevbe böyle değildir. Bu tür tevbeler kesinlikle kabul edilir. Sahabe ve selef alimleri bunu söylüyorlar.

    Ehl-i Sünnet âlimleri, tevbe edenin tevbesinin kabulünün kesin olmadığını söylemeleri şundandır: Tevbe, şartlarına uygun yapıldığı konusunda kesin bir bilginin bulunmadığından dolayıdır. Zira şartları tam olmayan tevbeler çoktur.

    Kur’an-ı Kerim’de “İnsanlardan bir kısmı inanmadıkları halde Allah’a ve ahiret gününe inandık, derler.” (Bakara/8)

    Yine, “Allah tevbeleri kabul eder ve sadakaları (zekât ve öşür) alır” (şura/25) Allah Tealanın verdiği haber hak ve doğrudur. Bunu inkâr etmek küfürdür.

    Peygamber (s.a.v) de şöyle buyurmuşlardır: “Günahlarından tevbe eden günahsız gibidir.” (Ibn-i Mace)

    İşlediği büyük günahlardan birine tevbe etse, tevbesi kabul edilir. Tevbe ettiği günahlardan ötürü azab edilmez.

    Büyük günahlardan tevbe etmek, küçük günahlardan tevbe etme ıerine geçmez. Ehl-i Sünnette göre, büyük günahlardan tevbe eden kişinin küçük günahlardan azab edilmesi caizdir.

    Haricilere göre ise, tevbesiz öldüğü taktirde Allah’a karşı isyan eden kişi, bu isyanı ister küçük olsun ister büyük olsun, kâfirdir. Cehennemde devamlı kalacaktır.

    Mutezileye göre, işlediği günah büyük ise imandan çıkar; ama küfre girmez. Ancak böyle bir günahkâr, cehennemde devamlı kalacaktır. Büyük günahlardan kaçınmışsa, işlediği günah küçükse bundan ötürü müminin azab edilmesi caiz değildir. Eğer küçüklerle beraber, büyük günahları da işlemişse, o taktirde küçükler de affedilmez.

    Onların bütün bu görüşlerine cevap olarak şu ayet-i kerime vardır: “Allah şirkten başka bütün günahları dilediği kimseler için mağfiret eder.” (Nisa/48) Bu ayette, Allah Tealânın bazı günahkârların günahlarını tevbesiz olarak affedeceği işareti vardır.

    Tevbenin şartları:

    1- İşlediği günaha son vermek,
    2- İşlediğine pişman olmak,
    3- Artık o günaha dönmemeye azmetmek,

    Eğer işlediği günah Allah’la kul arasında ise bu üç şart aranır. İşlediği günah kul hakkı ile ilgili ise şu şart da vardır:

    4- Kul hakkından kurtulmak.

    Ahmed Kalkan İslam Akaidi

    islam, islami sohbet, dini sohbet, islami sohbetler, dini sohbetler, islami sohbet odaları, dini sohbet odaları

    Bir önceki yazımız olan Küfrü Gerektiren İnanışlar başlıklı makalemizde azabından emin olmak, faizi helâl saymak ve haramı helâl saymak hakkında bilgiler verilmektedir.

Yazar

Kalp midir insana sev diyen, Yoksa yalnızlık mıdır körükleyen, Sahi nedir sevmek;bi muma ateş olmakmı, Yoksa yanan ateşe dokunmak mı? Şems-i Tebrizi
Önceki Yazı:Sultan ikinci Süleyman 1687 – 1691
Sonraki Yazı:İman Artmaz ve Eksilmez

Yorumlar

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Dini Sohbet İslami Sohbet Dini Chat Dini Sohbet Odaları Bu tema Mehmet TÜRK tarafından düzenlenmistir. Hiçbir sekilde kopyalanamaz.