• NİKAH KİTABI (Bölümleri)
    1- RASÛLULLAH (S.A.V)’İN NİKAHLA İLGİLİ EMİRLERİ
    3145- Ata’(r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından Meymune’nin cenazesi için Serif’te bulunuyorduk, İbn Abbas dedi ki: Bu Meymune’nin cenazesidir. Onun cenazesini kaldırıp götürürken hırpalayıp sallamayın. Rasûlullah (s.a.v)’in dokuz hanımı vardı, sekizi için gecelerini taksim ederdi. Meymune bunlardandır, biri için gece ayırmazdı; O da Sevde’dir. (Müslim, Rada: 13; Buhârî, Nikah: 99)
    3146- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) vefat ettiğinde dokuz zevcesi vardı, sekiz tanesine gece ayırırdı. Sevde kendisi ihtiyar olduğu için kendi isteğiyle hakkını Aişe’ye vermişti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
    3147- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v) bir gecede bütün kadınları ziyaret ederdi, o günlerde dokuz hanımı vardı. (Buhârî, Nikah: 103)
    3148- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kendilerini Rasûlullah (s.a.v)’e arz edip takdim eden kadınları ayıplar ve hür bir kadın kendini mehirsiz olarak hibe eder mi? derdim. Sonunda Allah: Ahzap sûresi 51. ayeti olan: “Hanımlarından dilediğini geri bırakır dilediğini yanına alıp barındırırsın…” ayetini indirince, ben Rasûlullah (s.a.v)’e: “Allah bu ayette Senin arzu ve isteklerinin gerçekleşmesini istiyor” dedim. (Buhârî, Tefsir: 244; İbn Mâce, Nikah: 57)
    3149- Sehl b. Sa’d (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (s.a.v)’in bulunduğu bir toplulukta bulunuyordum. Bir kadın gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben evlenmek için kendimi size arz ediyorum, nasıl isterseniz öyle yapın” dedi. Bunun üzerine bir adam kalkarak: “Beni bu kadınla evlendirin” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Git araştır demirden bir yüzükte olsa bul getir” buyurdu. Adam gitti fakat hiçbir şey bulamadı, demir bir yüzük bile… Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Kur’an sûrelerinden ezberinde bir şeyler var mı?” buyurdu. Adam: “Evet” deyince; Rasûlullah (s.a.v) O kadını, ezberindeki sûreleri o kadına öğretmek şartıyla o kimseyle evlendirdi. (İbn Mâce, Nikah: 17; Buhârî, Nikah: 51)
    2- RASÛLULLAH (S.A.V)’İN DÖRTTEN FAZLA KADINLA EVLENMESİ MUBAHTIR
    3150- Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Allah, Rasûlullah (s.a.v)’e hanımlarını serbest bırakmasını emrettikten sonra önce Aişe’ye geldi. Rasûlullah (s.a.v) ilâhi emri tebliğe benden başladı ve şöyle buyurdu: “Sana bir şeyler söyleyeceğim ama anne ve babana danışmadan acele karar verme!” Aişe diyor ki: Rasûlullah (s.a.v) anne ve babamın benim Rasûlullah (s.a.v)’den ayrılmamı istemeyeceklerini çok iyi biliyordu. Daha sonra Rasûlullah (s.a.v) şu ayeti okudu: (Ahzâb 28) “Ey Peygamber! Eşlerine söyle: Eğer sizler dünya hayatını ve süsünü istiyorsanız gelin size boşanma bedelini vereyim ve sizi güzellikle salıvereyim.” Bunun üzerine ben bu konuda anne ve babama danışayım ama ben Allah Rasûlü ve ahireti istiyorum dedim. (Buhârî, Tefsir: 241; İbn Mâce, Talak: 20)
    3151- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) hanımlarını iki seçenekten birini tercih etmekte serbest bıraktı fakat boşanıp ayrılan olmadı. (Buhârî, Talak: 4; İbn Mâce, Talak: 20)
    3152- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bizi dünya ziynetleriyle, Allah Rasûlü ve ahireti seçme konusunda serbest bıraktı, boşanan olmadı. (Buhârî, Talak: 4; İbn Mâce, Talak: 20)
    3153- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e dilediği kadar kadınla evlenmek helâl kılındıktan sonra ruhunu teslim etmiştir. (Tirmizî, Kur’an Tefsiri: 34; Dârimi, Nikah: 44)
    3154- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Allah Rasûlullah (s.a.v)’e sağlığında dilediği kadar kadınla evlenmeyi helâl kılmıştır. (Tirmizî, Kur’an Tefsiri: 34)
    3- EVLENMEYE TEŞVİK
    3155- Alkame (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Mes’ud ile beraber Osman’ın yanında bulunuyordum, Osman şu olayı anlattı. Rasûlullah (s.a.v) gençlerin yanına vardı. (Hadisin ravilerinden Ebu Abdurrahman fitye kelimesini pek anlayamadım diyor) ve şöyle buyurdu: Sizden kimin evlenmeye mehir verip, aileyi geçindirmeye gücü yeterse evlensin çünkü evlilik gözü haramdan korur, iffet ve namusu muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen ise oruç tutsun çünkü oruç cinsi arzuyu azaltır. (Müsned: 388)
    3156- Alkame (r.a)’den rivâyete göre, Osman, İbn Mes’ud’a: Eğer bir genç kızla evlenmek istiyorsan seni evlendireyim. Abdullah, Alkameyi çağırarak, Osman’ın bu sözünü kuvvetlendirmek için Rasûlullah (s.a.v)’in şu hadisini söyledi. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştu: “Evlenmeye gücü yeten evlensin çünkü evlilik gözü haramdan korur, iffet ve namusu muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun çünkü oruç şehveti kırar.” (Buhârî, Nikah: 3; Dârimi, Nikah: 2)
    3157- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize şöyle buyurdu: “Evlenmeye gücü yeten mutlaka evlensin, gücü yetmeyen oruç tutsun çünkü oruç şehveti azaltır.” (Buhârî, Nikah: 3; Dârimi, Nikah: 2)
    3158- – Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize şöyle buyurdu: “Ey gençler topluluğu! Kimin evlenmeye gücü yeterse muhakkak nikahlansın. Zira evlilik gözü haramdan muhafaza eder, iffet ve namusu korur. Evlenmeye gücü yetmeyenleriniz ise oruç tutsun. Oruç şehveti azaltır.” Yine Muhammed b. Ala’dan, Muaviye’den, A’meşten, Umara’dan, Abdurrahman b. Yezid ve Abdullah’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bize şöyle buyurdu: “Ey gençler topluluğu! Gücü yeteniniz mutlaka evlensin…” (Buhârî, Nikah: 3; Dârimi, Nikah: 2)
    3159- Alkame (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Mes’ud ile birlikte Mina’da yürüyorduk Osman’la karşılaştık. Beraberce yürüyerek konuşmaya başladı. Osman, İbn Mes’uda: “Ey Ebu Abdurrahman! Seni genç bir kızla evlendirmemi istemez misin? Belki o kız sana gençliğini hatırlatır” dedi. Abdullah ise: “Bana bunu mu söylemek istiyorsun! Rasûlullah (s.a.v) bize şöyle buyurmuştu: “Ey Gençler topluluğu, evlenmeye gücü yeten mutlaka evlensin.” (Dârimi, Nikah: 2; Buhârî, Nikah: 4)
    4- EVLENMEMEK ÜZERE YAŞAMAK DOĞRU MUDUR?
    3160- Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Osman b. Mazun’un kadınlardan ayrı yaşama isteğini reddetti, eğer izin verseydi bizler de yumurtalıklarımızın faaliyetine son verirdik. (Buhârî, Nikah: 6; Dârimi, Nikah: 2)
    3161- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) evlenmeyip bekar yaşama modelini yasakladı. (Dârimi, Nikah: 2; Müsned: 2379)
    3162- Semure b. Cündüb (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) evlenmeyip bekar yaşama modelini yasakladı. (Tirmizî, Nikah: 2; Dârimi, Nikah: 3)
    3163- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir seferinde Ey Allah’ın Rasûlü! dedim. Ben genç bir adamım kötü bir şey yapmaktan korkuyorum, fakat evlenebilecek imkanım da yok Hadım olayım mı? yani yumurtalıklarımın faaliyetine son verdireyim mi? dedim. Peygamber (s.a.v) yüzünü çevirdi. Bu soru üç sefer soruldu üçüncüsünde Rasûlullah (s.a.v): “Ey Ebu Hureyre! Senin kaderini yazan kalemin mürekkebi kurumuştur. Olacak olan mutlaka başına gelecektir. İstersen hadım ol istersen bırak.” (Buhârî, Nikah: 8)
    3164- Sa’d b. Hişam (r.a)’dan rivâyete göre, bizzat kendisi Âişe’nin yanına vardı ve ona şöyle dedi: “Ben sana kadınlarla evlenmeksizin bekar hayatı yaşamayı soracaktım, bu konuda senin görüşün nedir?” Aişe şöyle dedi: “Sakın ha böyle yapma! Allah ne buyuruyor duymadın mı? “Şüphesiz senden önce de Peygamberler gönderdik, onlara eşler ve çocuklar verdik.” (Ra’d sûresi ayet 38) dolayısıyla bekar yaşama modeline uyma! (Müsned: 23517)
    3165- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’in ashabından birkaç kişi vardı. Onlardan biri hiçbir şekilde kadınlarla evlenmeyeceğim, bir kısmı da et yemeyeceğim, bir kısmı da yatak üzerinde yatmayacağım, bir kısmı da ömür boyu oruç tutacağım demişti. Onların bu sözleri Rasûlullah (s.a.v)’e ulaşınca bir konuşma yaptı. Allah’a hamd-û sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Ne oluyor bu insanlara ki şöyle yapacağım böyle yapmayacağım diyorlar. Halbuki ben namaz da kılarım uyurum da, oruçta tutar iftar da ederim, kadınlarla da evlenirim. Kim benim yolumdan, sünnetimden uzak durursa benden değildir.” (Buhârî, Nikah: 1; Müslim: Nikah: 1)
    5- İFFETLİ KALMAK İSTEYENE ALLAH YARDIM EDER Mİ?
    3166- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Üç kısım insan vardır ki Allah onlara mutlaka yardım eder; 1- Hürriyetine kavuşmak için efendisiyle anlaşma yapıp borcunu ödemeye çalışan köle, 2- İffetli kalmak için evlenip borçlanan kimse, 3- Allah yolunda savaşan mücahid.” (Tirmizî, Fedailül Cihad: 20; Müsned: 9258)
    6- BAKİRE İLE EVLENMEYİ TEŞVİK
    3167- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Evlendim daha sonra da Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldim. “Ey Câbir Evlendin mi?” diye sordu. Ben de: “Evet” dedim. “Bakire mi aldın yoksa dul mu?” diye sordu. “Dul aldım” dedim. “Keşke bakire biri ile evlenseydin, sen onunla o da seninle oynaşırdınız” buyurdu. (Buhârî, Nikah: 11; Müslim, Rada: 16)
    3168- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) benimle karşılaşınca: “Benim yokluğumda bir kadınla evlendin mi? yoksa!” buyurdu. Ben de: “Evet Ey Allah’ın Rasûlü!” dedim. “Bekar mı yoksa dul mu?” diye sordu. “Dul” dedim. “Keşke bakire olsaydı birbirinizle oynaşırdınız” buyurdu. (Buhârî, Nikah: 11; Müslim, Rada: 16)
    7- KADIN ERKEK ARASINDA YAŞ EŞİTLİĞİ OLMALI
    3169- Abdullah b. Büreyde (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: “Ebu Bekir ve Ömer Peygamber (s.a.v)’in kızı Fatıma’yı istediler. Fakat Rasûlullah (s.a.v), o küçüktür diye onlara vermedi. Ali isteyince Rasûlullah (s.a.v) onu Ali ile evlendirdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
    8- KÖLE OLAN BİR KİMSE KÖLE OLMAYANLA EVLENEBİLİR Mİ?
    3170- Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe (r.a)’den rivâyete göre; Mervan’nın halifeliği döneminde yaşayan bir genç olan Abdullah b. Amr b. Osman; Said b. Zeyd’in kızını üç talakla boşamıştı, kızın annesi de Kays’ın kızı idi. Bunun üzerine kızın teyzesi Fatıma binti Kays haber gönderip kendisini boşayan kocası Abdullah b. Amr’ın evinden çıkıp başka bir yere taşınmasını emretti. Bunu duyan Mervan, Said’in kızına haber göndererek, kendi evine dönmesini istedi ve iddeti bitmeden niçin evden taşındığını sordu. Said’in kızı da Mervan’a haber göndererek, teyzesinin böyle yapmasını emrettiğini bildirdi. Mervan, Fatıma b. Kays’a bu durumu sorunca o da şu olayı anlattı: “Fatıma binti Kays, Ebu Amr b. Hafsın nikahı altındaydı. Ebu Amr b. Hafs hanımını iki talakla boşamıştı. Rasûlullah (s.a.v) Ali’yi Yemen’e emir olarak görevlendirince, Ebu Amr b. Hafs’da onunla birlikte Yemen’e gitmek için yola çıktı ve üçüncü talakını da vererek hanımını tamamen boşamış oldu. Sonra Haris b. Hişam’a ve Ayyaş b. ebi Rabia’ya boşadığı karısının nafakasını vermelerini emretti. Boşanmış olan kadın, Haris ile Ayyaş’a haber göndererek, kocasının vermelerini emrettiği nafakayı istedi. Onlar ise vallahi biz hamile olduğun taktirde nafaka verebiliriz ve izin verdiğimiz taktirde de bu evde kalabilirsin dediler.” Kadın: Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek durumu anlattı. Rasûlullah (s.a.v) onların bu hareketini doğru buldu. O zaman Fatıma: Öyleyse nerede kalayım Ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. O zaman Rasûlullah (s.a.v): “Allah’ın Kitab’ında kendisine A’ma diyerek hitab ettiği Ümmü Mektum’un evinde kal” buyurdu. Fatıma diyor ki onun yanında iddetimi tamamladım, onun gözleri görmüyordu. Ama ben yinede onun yanında tesettürlü bulunuyordum. Sonra Rasûlullah (s.a.v) beni, Üsâme b. Zeyd ile nikahladı. Fatıma bu olayı anlatınca, Mervan bundan pek hoşlanmadı ve şöyle dedi: “Bu hadisi senden önce ben kimseden duymadım. Fakat bu hükmü öğrenmek için başka bilenlere de soracağım.” (Ebû Davud, Talak: 39; Müslim, Talak: 6)
    3171- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Ebu Huzeyfe b. Utbe b. Rabia b. Abdi Şems ki Bedir savaşında Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte bulunmuştu. Rasûlullah (s.a.v)’in, Zeyd’i evlat edinmesi gibi Ebu Huzeyfe de Sâlim’i evlat edinmişti ve onu kardeşinin kızı Hind b. Velid b. Utbe b. Rabia b. Abdi Şems ile evlendirmişti. O da Ensardan bir kadının kölesiydi. Cahiliye devrinde bir kimse bir kimseyi evlat edinirse, insanlar onu onun oğlu gibi bilirlerdi ve o evlatlık, o kimsenin mirasını da alabilirdi. Sonunda şu ayet nazil oldu: “Evlatlık olarak aldığınız çocuklara gelince, onları gerçek babalarının isimleri ile çağırın. Bu Allah katında daha adil bir davranıştır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız onları din kardeşleriniz ve dostlarınız olarak bilin.” (Ahzâb sûresi 5. ayet) babasını bilmiyorsanız o sizin dostunuz ve dinde kardeşinizdir. (Buhârî, Nikah: 19; Muvatta’, Rada: 2)
    3172- Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından Aişe ve Ümmü Seleme (r.anhüma)’dan rivâyete göre, Ebu Huzeyfe b. Utbe b. Rabia b. Abdi Şems ki Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Bedir savaşında bulunmuştu. Rasûlullah (s.a.v)’in Zeyd b. Harise’yi evlatlık edinmesi gibi Ensardan bir kadının kölesi olan Sâlim’i evlatlık edinmişti. Ebu Huzeyfe, Sâlim’i kardeşinin kızı Hind binti Velid b. Utbe b. Rabia ile evlendirmişti ki bu kadın da ilk hicret eden kadınlardandı ve Kureyş’in en asil kızlarından idi. Allah Zeyd b. Harise hakkında: “Evlatlıklarınızı gerçek babalarının isimleriyle çağırın…” (Ahzâb sûresi 5. ayeti) ayetini indirince, Evlatlık olarak alınan herkes kendi babası adıyla çağrılmaya başlandı. Eğer babaları bilinmezse dinde kardeş ve dost olmuş oluyorlardı. (Buhârî, Nikah: 19; Muvatta’, Rada: 2)
    9- DÜNYAYI SEVENLER MALA RAĞBET EDERLER
    3173- İbn Büreyde (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dünyayı sevenlerin her konuda en çok rağbet ettikleri şey maldır.” (Müsned: 21912)
    10- EVLİLİKTE TERCİH SEBEBİ DİN OLMALI
    3174- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, kendisi Rasûlullah (s.a.v) zamanında bir kadınla evlenmişti. Peygamber (s.a.v) onunla karşılaşınca: “Ey Câbir evlendin mi?” diye sordu. O da: “Evet” dedi. “Bakire mi aldın yoksa dul mu” diye sordu. Ben de: “Dul” dedim. “Keşke bakire biriyle evlenseydin birbirinizle oynaşırdınız” buyurdu. Bende: “Ey Allah’ın Rasûlü! benim kız kardeşlerim var, benimle kardeşlerimin arasına girer ve huzurumuzu bozar diye korktum” dedim. Bunun üzerine: “Öyleyse iyi yapmışsın” buyurdu ve şöyle devam etti: “Kadın; dini için, malı için, güzelliği için alınır. Sen dindar olanı seç ki hayatın bereketli ve huzurlu olsun.” (Ebû Davud, Nikah: 4; Dârimi, Nikah: 32)
    11- KISIR KADINLARLA EVLENMEK HOŞ DEĞİLDİR
    3175- Ma’kıl b. Yesar (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek; “Ben asil ve soylu bir kadın buldum fakat kısırdır, çocuk doğurmuyor. Onunla evlenebilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v), onunla evlenmekten onu yasakladı. Adam ikinci defa geldi, üçüncü defa geldi. Rasûlullah (s.a.v) yine yasakladı ve şöyle buyurdu: “Doğurucu ve sevimli kadınlarla evlenin zira ben kıyamet gününde sizin çokluğunuzla övüneceğim.” (Ebû Davud, Nikah: 4)
    12- ZİNA EDEN KADINLA EVLENİLİR Mİ?
    3176- Mersed b. Ebî Mersed el Ganevi (r.a)’den rivâyete göre, ki güçlü ve kuvvetli bir adamdı, esirleri Mekke’den, Medine’ye taşıyordu şöyle anlattı: Medine’ye götüreceğim bir adamı arayıp beklemekte idim. O günlerde Mekke’de A’nak isimli bir fahişe kadın vardı, bu kadın aradığım kimsenin arkadaşıydı. Bu kadın evinden çıktı, duvarın gölgesinde birkaç kişi görünce: “Kim o! Mersed sen misin? Merhaba hoş geldin ey Mersed, gel bu gece biz de kal” diye seslendi. Ben de: “Ey A’nak! Rasûlullah (s.a.v) zinayı haram kıldı” dedim. Bunu duyup kızan A’nak: “Ey Çadır halkı! Şu düldül gibi olan adam var ya sizin esirlerinizi Mekke’den Medine’ye taşıyor” diye bağırdı. Ben de kaçmaya başladım, Handeme yolunu tuttum ve taşıdığım adamla birlikte bir yere saklandım. Sekiz kişi benim peşime düştüler, saklandığım yerde tepeme dikildiler ve idrarlarını yaptılar. Onların idrarları üzerime sıçradı, Allah beni onlara göstermedi. Sonunda arkadaşımın yanına vardım ve onu yüklenip Erak mevkiine geldim, bağlarını çözdüm ve Rasûlullah (s.a.v)’e geldim ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! A’nak ile evleneceğim” dedim. Rasûlullah (s.a.v), durdu ve biraz sonra şu ayet nazil oldu: “Zina yapan erkek ancak zina yapan kadınlarla veya müşrik olanlarla evlenebilir” Nur sûresi 3. ayet. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) beni çağırdı, ayeti okudu ve sonra da “Onunla evlenme” buyurdu. (Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 25; Ebû Davud, Nikah: 4)
    3177- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek; Nikahımda çok sevdiğim bir karım var fakat huyu kötü, kendisine dokunan hiçbir kimsenin hiçbir istediğini reddetmez dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Onu boşa” buyurdu. Adam: “Onsuzluğa dayanamam” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Öyleyse ondan faydalan” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
    13- KADIN HANGİ ÖZELLİKLERİNDEN DOLAYI NİKAHLANIR
    3178- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kadın dört şeyi için nikahlanır. Malı, asaleti, güzelliği ve dini. Sen dindar olanı seç ki hayatın bereketlensin.” (Dârimi, Nikah: 4; Müslim, Rada: 15)
    14- HANGİ KADIN DAHA HAYIRLIDIR?
    3179- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e: “Hangi kadınlar daha hayırlıdır?” diye soruldu. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Kocası kendisine baktığı an onu neşelendiren, emrettiğinde ona itaat eden, kocasının hoşlanmadığı şeyi malında ve kendinde bulundurmayan kadın.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
    15- EN HAYIRLI DÜNYALIK NEDİR?
    3180- Abdullah b. Amr b. As (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dünya’nın tamamı istifade edilecek şeylerle doludur. Dünya’da istifade edilecek en hayırlı şey de iyi huylu bir kadındır.” (İbn Mâce, Nikah: 5; Müslim, Rada: 18)
    16- KADIN KISKANÇ MI OLUR?
    3181- Enes (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ensar kadınlarıyla evlenmeye ne dersin?” diye soruldu. “Onlarda çok şiddetli bir kıskançlık vardır” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
    17- EVLENMEDEN ÖNCE EVLENİLECEK KADINA BAKILABİLİR
    3182- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Adamın biri Ensardan bir kadınla evlenmek istedi. Rasûlullah (s.a.v), O adama: “O kadına baktın mı?” diye sordu. Adam: “Hayır” deyince, Rasûlullah (s.a.v) kadına bakmasını emretti. (Tirmizî, Nikah: 3; Müsned: 7517)
    3183- Muğire b. Şu’be (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) zamanında bir kadınla evlenmek istedim. Rasûlullah (s.a.v): “O kadını gördün mü?” buyurdu. Ben de: “Hayır” dedim. Bunun üzerine: “Ona bak çünkü anlaşabilmeniz ve birbirinizi sevebilmeniz için bu şart” buyurdu. (Dârimi, Nikah: 4; İbn Mâce, Nikah: 9)
    18- ŞEVVAL AYINDA EVLENMEK
    3184- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), beni Şevval ayında nikahladı ve Şevval ayında da gerdeğe girdim. Aişe evlendirdiği kadınları Şevval ayında zifafa sokmayı severdi. Aişe diyor ki: Rasûlullah (s.a.v)’in hanımlarından hangisi Peygamberin yanında benim kadar nasipliydi. (Tirmizî, Nikah: 9; Müsned: 24137)
    19- DÜNÜRCÜ OLMAK
    3185- Fatıma binti Kays (r.a) ilk hicret eden kadınlardandı, şöyle anlatıyor: “Muhammed (s.a.v)’in ashabından bir gurup içinde Abdurrahman b. Avf bana evlenme teklifinde bulunmuştu. Rasûlullah (s.a.v)’de kölesi Üsâme b. Zeyd’e istedi. Rasûlullah (s.a.v)’in “Beni seven Üsâme’yi sevsin” sözünü biliyordum. Rasûlullah (s.a.v) bu meseleyi benimle konuştuğunda “Ben sana bağlıyım, dilediğinle evlendir” demiştim. Daha önce ise ben iddetim dolmadan Rasûlullah (s.a.v)’e müracaat ettiğimde bana: “Ümmü Şerîk’in evinde kal” buyurmuştu. Ümmü Şerîk, Ensardan zengin bir kadındı. Allah yolunda pek çok infakta bulunurdu ve evine pek çok misafir gelirdi. Rasûlullah (s.a.v)’in emri üzerine ben peki oraya gidip orada kalayım dedim. Fakat Rasûlullah (s.a.v): “Oraya gitme! Çünkü Ümmü Şerik’in pek çok misafiri var dolayısıyla orada başörtün düşebilir, eteğin açılabilir ve bacağın gözükebilir. Ve böylece insanlar senin hoşlanmadığın şeylerini görebilirler, bu sebeple sen iddetini doldurmak üzere Fihr oğullarından amcanın oğlu Ümmü Mektum’un evine git” buyurdu. Ben de oraya taşınmıştım. (Tirmizî, Nikah: 38; Ebû Davud, Talak: 39)
    20- MÜ’MİN KARDEŞİNİN İSTEDİĞİ KADINA DÜNÜRCÜ OLAMAZ
    3186- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biriniz bir diğerinizin istediği kadına dünürcü olmasın.” (Tirmizî, Nikah: 38; İbn Mâce, Nikah: 10)
    3187- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Müşteri kızıştırmayınız, şehirli köylünün malını ele geçirip satmaya kalkmasın, birinizin pazarlığı olan bir malı bir diğeriniz satın almaya kalkmasın. Kardeşinizin istediği kadına dünürcü olmayınız. Hiçbir kadın da diğer bir kadının boşanmasını isteyip erkekle evlenmeye kalkmasın.” (Tirmizî, Nikah: 38; İbn Mâce, Nikah: 10)
    3188- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biriniz bir diğer kardeşinin dünürcü olduğu bir kadına aynı anda tekrar dünürcü olmasın.” (Tirmizî, Nikah: 38; İbn Mâce, Nikah: 10)
    3189- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz din kardeşinin istediği kadına onunla nikahlanıp ta sonra boşanıncaya kadar veya ona dünürlükten vazgeçinceye kadar dünürcü olmasın.” (Tirmizî, Nikah: 38; İbn Mâce, Nikah: 10)
    3190- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biriniz kardeşinin dünürcü olduğu kimseye dünürcü olmasın.” (İbn Mâce, Nikah: 10; Tirmizî, Nikah: 38)
    21- DÜNÜRCÜLÜK NASIL OLMALI?
    3191- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v): “Sizden birinizin bir mal almak üzereyken bir diğerinin aynı malı almaya kalkmasını yasakladı ve yine bir adamın dünürcü olduğu bir kimseye o kimse vazgeçip izin vermesi hali dışında dünürcü olunmasını yasakladı.” (İbn Mâce, Nikah: 10; Tirmizî, Nikah: 38)
    3192- Muhammed b. Abdurrahman b. Sevban ile Haris b. Abdurrahman (r. anhüma), Fatıma binti Kays’a başından geçenleri sordular. Fatıma binti Kays şunları anlattı: Kocam beni üç talakla boşadı ve yiyecek bir şeylerde bırakmamıştı. Ben de: “Allah’a yemin olsun ki, nafaka ve oturma hakkım varsa mutlaka alacağım, bu şekilde yaşamayı kabul etmem” dedim. Kocamın vekili ise: “Ne nafaka almaya ne de bu evde barınmaya hakkın vardır” dedi. Ben de Rasûlullah (s.a.v)’e gittim ve durumu anlattım. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evde kalma ve nafaka alma hakkın yok, falan kadının yanında iddetini tamamla” buyurdu. O kadının gelip gideni pek çok olduğu için orada kalmamamı ve Ümmü Mektum’un evinde iddetimi tamamlamamı emretti. (Ümmü Mektum ama’ birisidir.) “İddetin bitince de bana haber ver” buyurdu. İddet müddetim bitince Rasûlullah (s.a.v)’e haber verdim. Rasûlullah (s.a.v) “Seninle evlenmek isteyenler kimlerdir” buyurdu: Ben de: Muaviye ve Kureyşten bir adam dedim. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Muaviye Kureyşli bir delikanlı olup malı mülkü yoktur. Diğeri ise kötü olup hayırsız bir kimsedir. Dolayısıyla sen Üsâme b. Zeyd’le evlen!” buyurdu. Ben bu tekliften pek hoşlanmadım fakat Rasûlullah (s.a.v) üç defa “Bununla evlen” dedi. Sonunda onunla evlendim. (Müslim, talak: 6; Ebû Davud, Talak: 39)
    22- EVLİLİKTE SORU SORULAN KİŞİ DOĞRU BİLDİĞİNİ SÖYLEMELİ
    3193- Fatıma binti Kays (r.anha)’dan rivâyete göre, kocası Ebu Amr b. Hafs, onu yanında olmadığı bir zamanda üç talakla boşamıştı. Kocasının vekili Fatıma’ya bir miktar arpa gönderdi. O bu gönderilene razı olmayınca kocasının vekili olan kimseyi kızdırdı. O adam: “Vallahi sana bir şeyler vermek mecburiyetinde değiliz” dedi. Fatıma, Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek durumu anlattı. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Senin onlardan nafaka alma hakkın yoktur” diyerek, “Sen Ümmü Şerikin evinde iddet süreni doldur” buyurdu. Sonra da: “O kadın cömert bir kadın olup gelip gideni çoktur, onun için sen iddetini Ümmü Mektum’un evinde doldur. O gözleri görmeyen bir adamdır, dolayısıyla aşırı tesettüre riayet etmeksizin onun yanında kalabilirsin. İddetin bitince de bana haber ver” buyurdu. Ben de iddetim bitince Muaviye b. ebî Süfyan ve Ebu Cehm’in bana dünür olduklarını haber verdim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ebu Cehm’in asası hiç elden düşmez. (Kadınları çok döver) Muaviye ise fakir biri olup malı mülkü yoktur. Dolayısıyla sen Üsâme b. Zeyd ile evlen” buyurdu. Ben ise Üsâme’den pek hoşlanmamıştım sonra tekrar: “Onunla evlen” buyurdu. Bende onunla evlendim. Allah bu evliliği hayırlı kıldı, diğer kadınlar bana gıpta ettiler. (Müslim, talak: 6; Ebû Davud, Talak: 39)
    23- EVLENİLECEK KIZA BAKILABİLİR Mİ?
    3194- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ensar’dan bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: Bir kadınla evlendim dedi. Peygamber (s.a.v)’de: “Ona dikkatlice baktın mı? Ensar’ın gözlerinde bir şeyler olabilir” buyurdu. (Müslim, Nikah: 12; İbn Mâce, Nikah: 9)
    3195- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, bir adam bir kadınla evlenmek istedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Ona dikkatlice bak çünkü Ensar kadınlarının gözlerinde bir şeyler olabilir” buyurdu. (Müslim, Nikah: 12; İbn Mâce, Nikah: 9)
    24- BİR ŞAHIS HOŞLANDIĞI BİR ERKEĞE KIZINI TEKLİF EDEBİLİR
    3196- Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Kızım Hafsa İbn Huzafe’den dul kalmıştı. İbn Huzafe Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Bedir savaşına katılanlardandı. Medine’de vefat etmiştir. Ben Osman b. Affan ile karşılaştım, kızım Hafsa’yı kendisine arzettim ve istersen nikahlayayım dedim. Bunun üzerine Osman bir düşüneyim dedi. Birkaç gece geçti tekrar karşılaştım. Bu gün için evlenmek istemiyorum dedi. Daha sonra Ebu Bekir ile karşılaştım. İstersen kızım Hafsa ile seni evlendireyim dedim. Bana hiçbir cevap vermedi. Osman’a kızdığımdan daha fazla kızdım. Birkaç gece geçmişti ki Rasûlullah (s.a.v), kızım Hafsa’yı benden isteyip dünür oldu, ben de O’na nikahladım. Bu arada Ebu Bekir ile karşılaştım ve: “Hafsa’yı bana teklif ettiğinde benim de sana cevap vermediğimi görünce herhalde kızmış olmalısın” dedi. Ben de: “Evet” dedim. O da: “Sen bana kızını vermek istediğinde; Rasûlullah (s.a.v)’in senin kızını isteyeceğini duymuştum da Rasûlullah (s.a.v)’in sırrını ifşa etmek istemedim. Eğer o vazgeçseydi ben senin kızı nikahlardım” dedi. (Müsned: 70)
    25- KADIN DİNİNDEN RAZI OLDUĞU BİRİNE KENDİSİNİ ARZETMESİ
    3197- Sabit el Bünani (r.a) şöyle anlatmıştır. Enes b. Malik (r.a)’in yanındaydım, Enes b. Malik’in kızı da oradaydı, şunları anlatmıştı: Bir gün Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna bir kadın gelerek, Kendisini Rasûlullah (s.a.v)’e arzedip; “Ey Allah’ın Rasûlü! beni kendine nikahlar mısın” dedi. (Buhârî, Nikah: 33; Müsned: 13333)
    3198- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Bir kadın kendisini Rasûlullah (s.a.v)’e arz edip nikahlamasını istedi diye anlatınca Enes’in kızı güldü ve Bu kadın hayası ne kadar az bir kadınmış dedi. Bunun üzerine Enes: O senden daha hayırlıdır çünkü kendisini Rasûlullah (s.a.v)’e teklif etmiştir” dedi. (Buhârî, Nikah: 33; Müsned: 13333)
    26- ALLAH PEYGAMBERİNE KİMİ NİKAHLAMIŞTI
    3199- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Zeyneb’in iddeti dolunca Rasûlullah (s.a.v)’e: “Zeyd’e git, onu benim için iste” dedi. Zeyd diyor ki hemen gittim ve: “Ey Zeyneb! Müjde beni sana Rasûlullah (s.a.v) gönderdi, seninle evlenmek istiyor” dedim. Zeyneb: “Bu konuda Rabbimden hayır talep etmeden hiç bir şey yapmam” dedi ve evinde namaz kılmakta olduğu yere gitti. Ve o zaman Ahzâb sûresi 37. ayeti nazil oldu. Böylece Zeyneb’in nikahı Allah tarafından kıyılmış oldu ve Peygamber (s.a.v) Zeyneb ile evlenmiş oldu. (Müslim, Nikah: 15; Müsned: 12553)
    3200- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Zeyneb binti Cahş Peygamber (s.a.v)’in diğer hanımlarına karşı iftihar ederek şöyle derdi: “Allah ayet indirerek beni Rasûlullah (s.a.v)’e nikahladı ve örtünme ayeti de böylelikle nazil olmuş oldu.” (Müslim, Nikah: 15; Müsned: 12553)
    27- İSTİHARE NASIL YAPILIR?
    3201- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi tüm işlerimizde bize istihare yapmayı öğretir ve şöyle buyururdu: “Biriniz önemli bir iş yapmak istediğinde nafile olarak iki rekat namaz kılsın ve şöyle dua etsin: “Allah’ım hakkımda hayırlısını bildiğin için ben de Senden hakkımda hayırlısı ne ise onu bana bildirmeni isterim. Senin güç ve kuvvetinle beni güçlendirmeni isterim. Ve her şeyi Senin büyük lütfundan isterim. Çünkü Senin her şeye gücün yeter. Benim ise hiçbir şeye gücüm yetmez. Sen her şeye gücü yetensin, benim ise hiçbir şeye gücüm yetmez. Sen her şeyi bilirsin. Ben ise bilemem. Akıl ve düşünmeyle bilinemeyecek her şeyi bilen sadece sensin. Ey Allah’ım şu yapacağım işin benim hakkımda, dinim, yaşantım ve işimin sonu hakkında hayırlı olduğunu biliyorsan –ki mutlaka bilmektesin- onu yapmayı bana kolay getir. Eğer bu iş benim hakkımda dinim, yaşantım ve işimin sonucu hakkında kötü olduğunu biliyorsan –ki mutlaka bilmektesin- onu benden uzaklaştır. Beni de ondan uzak kıl. Hayır nerede ise onu benim için takdir et ve beni ona razı et veya benim işlerimin acele olanını veya geleceğe ait olanını benim için takdir et diyerek; işi ne ise onu söyler.” (Tirmizî, Vitir: 349)
    28- OĞUL ANNESİNİ EVLENDİREBİLİR Mİ?
    3202- Ümmü Seleme (r.anha) anlatıyor: Ümmü Seleme’nin iddeti bitince, Ebu Bekir haber göndererek onunla evlenmek istedi fakat Ümmü Seleme onunla evlenmedi. Daha sonra Rasûlullah (s.a.v), Ömer b. Hattab’ı göndererek evlenme teklifinde bulundu. Ümmü Seleme Ömer’e: Rasûlullah (s.a.v)’e söyle ben kıskanç bir kadınım belki Rasûlullah (s.a.v)’in diğer hanımlarıyla geçinemem, küçük çocuklarım da var, ayrıca bu konuda kendisine danışabileceğim bir yakınım da yok dedi. Ömer, Rasûlullah (s.a.v)’e gelip Ümmü Seleme’nin cevabını aktardı. Rasûlullah (s.a.v)’de Ömer’e: “Ona git ve şöyle söyle: Ben kıskanç bir kadınım diyorsun ben bu konuda Allah’a dua edeceğim ve kıskançlığın yok olacak, küçük çocuklarım var diyorsun merak etme Allah onlara yardım eder, Benim bu konuyu danışabileceğim bir yakınım da yok sözüne gelince, senin gerek burada bulunan veya uzakta olan hiçbir kimse senin bu evliliğini kötü karşılamaz” buyurdu. Ömer bu sözleri Ümmü Seleme’ye nakledince Ümmü Seleme oğluna: “Ey Ömer! Kalk ve beni Rasûlullah (s.a.v) ile evlendir” dedi. O da onu evlendirdi. (Müsned: 25474)
    29- BİR ADAM KÜÇÜK KIZINI SEVDİĞİ BİRİYLE EVLENDİREBİLİR Mİ?
    3203- Aişe (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Aişe ile altı yaşında iken nikahlandı, dokuz yaşında da gerdeğe girdi. (Buhârî, Nikah: 39; Müslim, Nikah: 10)
    3204- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) beni yedi yaşımda nikahladı ve dokuz yaşımda da gerdeğe girdi. (Buhârî, Nikah: 39; Müslim, Nikah: 10)
    3205- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) dokuz yaşında benimle evlendi ve aynı yaşta O’nunla gerdeğe girdim. (Buhârî, Nikah: 39; Müslim, Nikah: 10)
    3206- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) kendisiyle dokuz yaşında evlenmişti. Rasûlullah (s.a.v) vefat ettiğinde ise on sekiz yaşındaydı. (Buhârî, Nikah: 39; Müslim, Nikah: 10)
    30- BABA, DUL KIZINI BAŞKA SEVDİKLERİNE TEKLİF EDEBİLİR Mİ?
    3207- Ömer b. Hattab (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kızım Hafsa, Rasûlullah (s.a.v)’in ashabından Huneys b. Huzafe es Sehmî’nin Medine’de vefatıyla ondan dul kalmıştı. Kızım dul kalınca Osman’a gittim, kızım Hafsa’yı ona teklif edip istersen kızımla seni evlendireyim dedim. Osman biraz düşünmeliyim dedi. Birkaç gece bekledim daha sonra Osman bana gelerek bugün için evlenmeyi düşünüyorum dedi.
    Daha sonra Ebu Bekir ile karşılaştım, ona da dilersen kızım Hafsa ile seni evlendirebilirim dedim. Ebu Bekir hiç sesini çıkarmadı. Osman’a gücendiğimden daha fazla Ebu Bekir’e gücendim. Birkaç gece daha bekledim sonra Rasûlullah (s.a.v), Hafsa’yı istedi, ben de O’na nikahladım. Sonra Ebu Bekir benimle karşılaşınca “Hafsa’yı bana teklif ettiğinde sana hiçbir cevap vermediğim için bana kızmışsındır” dedi. Ben de: “Evet” dedim. Bunun üzerine Ebu Bekir: “Aslında sana cevap vermeme engel olacak bir şeyim yoktu fakat Rasûlullah (s.a.v)’in Hafsa’dan bahsedip onu senden isteyeceğini biliyordum bu yüzden onun sırrını da ifşa etmek istemedim, eğer o almayacak olsaydı ben bu teklifi kabul ederdim” dedi. (Müsned: 70)
    31- EVLENECEK KIZDAN İZİN ALINMASI
    3208- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dul kadın evlenme konusunda velisinden daha çok hak sahibidir. Bakire’nin evlenmesi için izninin alınması gerekir. Bakire’nin izin vermesi ise susmasıdır.” (Müslim, Nikah: 9; İbn Mâce, Nikah: 11)
    3209- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Evlenme konusunda dul olan kimseler velilerinden daha çok hak sahibidirler. Bakire’nin ise izni alınır onun izni susmasıdır.” (Müslim, Nikah: 9; İbn Mâce, Nikah: 11)
    3210- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Dul kadın evlilik işinde kendisi söz sahibidir. Bakire kızın ise izni alınır, onun izin vermesi susmasıdır.” (Müslim, Nikah: 9; İbn Mâce, Nikah: 11)
    3211- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Dul kadının evlenmesinde velisi söz sahibi değildir, bakire kızın izni alınır onun izni sükut etmesidir.” (Müslim, Nikah: 9; İbn Mâce, Nikah: 11)
    32- BABA BAKİRE KIZINDAN EVLENMEK İÇİN İZİN ALIR
    3212- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dul kadın evlenme konusunda kendisi söz sahibidir. Bakire kızdan da babası izin almalıdır onun izni susmasıdır.” (Müslim, Nikah: 9; İbn Mâce, Nikah: 11)
    33- DUL KADINDAN DA FİKRİ SORULUR MU?
    3213- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dul kadın kendi arzusu olmadan nikahlanamaz. Bakire olan kızdan da izin alınmalıdır.” Bunun üzerine orada bulunanlar: “Bakire’nin izni nasıl olur?” diye sordular. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Onun izni susmasıdır” buyurdu. (Müslim, Nikah: 9; İbn Mâce, Nikah: 11)
    34- BAKİRE KIZIN GÖRÜŞÜNÜN ALINMASI
    3214- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Evlenme konusunda bakirelerden görüşlerini alınız.” Bunun üzerine şöyle denildi: “Bakire kız utanır ve susar nasıl izin alınacak?” Rasûlullah (s.a.v): “Onun izni susmasıdır” buyurdu. (İbn Mâce, Nikah: 11; Müslim, Nikah: 10)
    3215- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dul kadın kendi fikri sorulmadan nikahlanamaz. Bakire’nin de izni alınmalıdır.” “Ey Allah’ın Rasûlü! onun izni nasıldır?” dediler. “Onun izni susmasıdır” buyurdu. (İbn Mâce, Nikah: 11; Müslim, Nikah: 10)
    35- DUL KADINI BABASI ZORLA NİKAHLIYABİLİR Mİ?
    3216- Hansa binti Hızam (r.anha)’dan rivâyete göre, kendisi dul idi, babası kendisinden izin almadan onu nikahlamıştı da; O da Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek şikayette bulundu. Rasûlullah (s.a.v) bu nikahı iptal etti. (İbn Mâce, Nikah: 11; Müslim, Nikah: 10)
    36- KIZ İSTEMEDİĞİ HALDE BABASI ONU EVLENDİREBİLİR Mİ?
    3217- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir genç kız Aişe’nin yanına gelerek: “Babam beni sadece itibar kazanmak için kardeşinin oğluyla nikahladı. Halbuki ben istemiyordum” dedi. Aişe: “Peygamber (s.a.v) gelinceye kadar otur bakalım” dedi. Nihayet Rasûlullah (s.a.v) geldi, durumu haber verdim. Rasûlullah (s.a.v) kızın babasına haber vererek onu çağırttı ve kızının fikrini alıp almadığını sordu. Bunun üzerine kız: “Ey Allah’ın Rasûlü! babamın yaptığı işe karşı değilim fakat evlenme işinde kadınların da söz hakkı var mı? onu öğrenmek istemiştim” dedi. (Müsned: 23892)
    3218- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kız evlendirilirken fikri sorulur eğer susarsa izin vermiş kabul edilir. Eğer istemez ise evlendirmek caiz olmaz.” (Ebû Davud, Nikah: 26; İbn Mâce, Nikah: 14)
    37- İHRAMLI KİMSE NİKAHLANABİLİR Mİ?
    3219- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ihramlı iken Meymune bintil Haris ile evlenmişti. (İbn Mâce, Nikah: 45; Müslim, Nikah: 5)
    3220- İbn Abbas (r.a)’ın bildirdiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Meymune ile ihramlı olduğu halde evlenmişti. (İbn Mâce, Nikah: 45; Müslim, Nikah: 5)
    3221- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) Meymune’yi kendisine ihramlı iken nikahlamıştı. Meymune, veli olarak Abbas’ı seçmiş ve o da onun adına onu Rasûlullah (s.a.v)’e nikahlamıştı. (İbn Mâce, Nikah: 45; Müslim, Nikah: 5)
    3222- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ihramlı iken Meymune bintil Haris ile evlenmişti. (İbn Mâce, Nikah: 45; Müslim, Nikah: 5)
    38- İHRAMLI KİMSE EVLENEMEZ Mİ?
    3223- Osman b. Affan (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İhramlı kimse kendisine kadın nikahlayamaz, başkasını da nikahlayıp evlendiremez. Bir kadına da dünürcü olamaz.” (İbn Mâce, Nikah: 45; Müslim, Nikah: 5)
    3224- Yine Osman b. Affan (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İhramlı kimse ne kendisi evlenebilir ne bir başkasını evlendirebilir ne de dünürcü olabilir.” (İbn Mâce, Nikah: 45; Müslim, Nikah: 5)
    39- NİKAH ANINDA YAPILABİLECEK DUA
    3225- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize namaz’da ve ihtiyaç anında okuyacağımız teşehhüdü öğretti ve şöyle buyurdu: “İhtiyaç halinde okunacak dua şöyledir: Hamd Allah’a mahsustur, yardımı ondan ister, affedilmemizi de ondan isteriz. Benliklerimizin şerrinden Allah’a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu kimse saptıramaz. Allah kimi de saptırırsa onu da hidayete erdirecek yoktur. Ben şahadet ederim ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur ve yine şahadet ederim ki Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir der ve üç ayet okurdu.” (Dârimi, Nikah: 20; İbn Mâce, Nikah: 19)
    3226- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, adamın biri Peygamber (s.a.v) ile bir şeyler konuşmuştu. Onun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Şüphesiz tüm eksiksiz övgüler Allah’a mahsustur. Daima ona hamd eder, yardımı da ondan bekleriz. Allah, kimi hidayete erdirirse onu kimse saptıramaz. Kimi de saptırırsa onu da kimse hidayete erdiremez. Ben şahadet ederim ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur, tek olarak o vardır ve yine şahadet ederim ki Muhammed onun kulu ve elçisidir. Bundan sonra…” (gereken dua ve ayet ne gerekiyorsa onlar okunmalıdır.) (Dârimi, Nikah: 20; İbn Mâce, Nikah: 19)
    40- HOŞ OLMAYAN SÖZLER SÖYLENMEMELİ?
    3227- Adiy b. Hatim (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in yanında iki kişi Allah’ı şahit tutarak konuştular birisi: Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse kamil bir mü’mindir. Kim de onlara isyan ederse zalim ve azgın biri olmuştur dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) ona: “Ne kötü bir hatibsin” buyurdu. (Ebû Davud, Edeb: 85; Müsned: 17536)
    41- KUR’AN’DAN SÛRE VE AYETLER MİHİR OLUR MU?
    3228- Sehl b. Sa’d (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in yanında bulunan bir gurubun içersindeydim. Bu arada bir kadın kalktı ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! O kadın kendisini Sana arz ediyor, bu konuda görüşün nedir?” Diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v) sustu ve hiçbir cevap vermedi. Adam tekrar ayağa kalkarak: “Ey Peygamber! O kadın kendisini sana hibe ediyor bu konuda görüşünüz nedir?” Diye sordu. Bunun üzerine bir başka adam kalkarak: “Ey Allah’ın Rasûlü! Onu bana nikahlayıver” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Mehir olarak verecek bir şeyin var mı?” buyurdu. Adam: “Hayır” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Git araştır demir bir halka bile bulsan al getir” dedi. Adam gidip aradı sonra gelip: “Hiçbir şey bulamadım (hatta) demir yüzük bile” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Kur’an’da ezberinde bir şey var mı?” diye sordu. Adam: “Evet ezberimde şu şu sûreler vardır” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Ezberindeki Kur’an’ı, bu kadına öğretmeni mehir kabul ederek seni bu kadına nikahladım” buyurdu. (Tirmizî, Nikah: 23; Müslim, Nikah: 13)
    42- NİKAHTA ŞART OLUR MU?
    3229- Ukbe b. Âmir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Yerine getirilmesi gereken şartların en mühimi nikah esnasında kabul edilen şartlardır.” (Tirmizî, Nikah: 32; Dârimi, Nikah: 21)
    3230- Ukbe b. Âmir (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Yerine getirilmesi gereken şartların en mühimi nikah esnasında kabul edilen şartlardır.” (Tirmizî, Nikah: 32; Dârimi, Nikah: 21)
    43- BOŞANAN BİR KADIN ESKİ KOCASINA NASIL HELAL OLUR?
    3231- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rifaa’nın karısı Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Rifaa beni boşadı ve üç talakı da vermiş oldu. Ben de daha sonra Abdurrahman b. Zebir’le evlendim. Fakat Abdurrahman b. Zebir’in erkeklik organı şu elbise saçağı gibi gevşek olup erkeklik görevini yapamıyor” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) güldü ve: “Her halde eski kocan Rıfaa ya dönmek istersin fakat ikinci kocan senin balcağızından, sen de onun balcağızından tatmadıkça bu mümkün olmaz” buyurdu. (Tirmizî, Nikah: 27; Müslim, Nikah: 17)
    44- KİŞİ ÜVEY KIZIYLA EVLENEMEZ
    3232- Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, bir sefer Ebu Süfyan’ın kızı Ümmü Habibe: Ey Allah’ın Rasûlü! Ebu Süfyan’ın kızı olan kardeşimi de nikahlar mısın?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Sen bunu kabul eder misin?” Diye sordu. Ben de: “Evet, zaten size karşı hanımlık görevimde ortaksız da değilim, bir ortak ta kardeşim olsun” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Kız kardeşin bana helâl değildir” buyurdu. Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! Vallahi biz aramızda şöyle konuşuyoruz: “Sen, Ebu Seleme’nin kızı Dürre’yi nikahlamak istiyormuşsun” dedim. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Ümmü Seleme’nin kızı mı?” dedi. Ben de: “Evet” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Ümmü Seleme’nin kızı Zeyneb benim vesayetim altında olan üvey kızımdır, onun nikahı da bana helâl değildir. Ayrıca o benim süt kardeşimin de kızıdır, bu yüzden de nikahlıyamam. Beni ve Ebu Seleme’yi Süveybe emzirmiştir. Bundan böyle bir daha bana kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi teklif etmeyiniz” buyurdu. (Müslim, Rada: 4; İbn Mâce, Nikah: 34)
    45- ANNE İLE KIZI BİR ERKEK NİKAHINDA TOPLAYAMAZ
    3233- Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından Ümmü Habibe (r.anha) şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! kız kardeşimi de nikahlayınız.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bunu sen gerçekten istiyor musun?” diye sordu. O da: “Evet, zaten Sana olan hanımlık görevimde ortaktan hali değilim ki böyle hayırlı bir işte kız kardeşimin de bana ortak olmasını isterim” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “O bana helâl olmaz” buyurdu. Ümmü Habibe: “Ey Allah’ın Rasûlü! Vallahi biz, Senin Ebu Seleme’nin kızı Dürre ile evleneceğini konuşup duruyoruz” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Ümmü Seleme’nin kızı ha!” Ümmü Habibe: “Evet” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Vallahi o benim himayemde büyüyen üvey kızım olmasaydı belki helâl olurdu ama o benim süt kardeşimin kızıdır. Çünkü beni ve Ebu Selemeyi Süveybe emzirmiştir. Bundan böyle sakın bir daha bana kız kardeşlerinizi ve kızlarınızı teklif etmeyiniz” buyurdu. (Müslim, Rada: 4; İbn Mâce, Nikah: 34)
    3234- Ümmü Habibe (r.anha) Rasûlullah (s.a.v)’e şöyle demiştir: “Biz kendi aramızda Senin Ebu Seleme’nin kızı Dürre ile evleneceğini konuşuyoruz ne dersin?” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Ümmü Seleme’nin kızı ha! Ben annesi Ümmü Seleme’yi nikahlamamış olsam belki olabilirdi ama yine de olmaz çünkü onun babası benim süt kardeşimdir.” (Müslim, Rada: 4; İbn Mâce, Nikah: 34)
    46- İKİ KIZ KARDEŞ BİR ERKEĞİN NİKAHINDA OLUR MU?
    3235- Ümmü Habibe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! kız kardeşim hakkında ne dersin?” Rasûlullah (s.a.v): “Hangi konuda ne yapmam lazım” buyurdu. Ümmü Habibe: “Onunla evlen” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Bu senin için hoş olur mu?” diye sordu. Ümmü Habibe: “Evet, zaten Sana hanımlıkta başka ortaklarım da var. Bu hayırlı işte kardeşimin bana ortak olmasını isterim” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “O bana helâl değildir” buyurdu. Ümmü Habibe ise: “Bana ulaştığına göre Ümmü Seleme’nin kızı Dürre’ye talip olduğunu duydum” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Ebu Seleme’nin kızı mı?” diye sordu. Ümmü Habibe de: “Evet” cevabını verdi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Vallahi o benim üvey kızımdır bu yüzden helâl olmaz, bu yönden helâl olsa bile süt kardeşimin kızı olduğu için yine helâl olmaz. Bu yüzden bana kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi teklif etmeyiniz” buyurdu. (Müslim, Rada: 4; İbn Mâce, Nikah: 31)
    47- BİR KADIN HALA VE TEYZESİYLE BİRLİKTE NİKAHLANIR MI?
    3236- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kadın halasının ve teyzesinin üzerine nikahlanamaz.” (İbn Mâce, Nikah: 31; Tirmizî, Nikah: 31)
    3237- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir kadını kendi halası ve teyzesi üzerine nikahlamayı yasakladı. (İbn Mâce, Nikah: 31; Tirmizî, Nikah: 31)
    3238- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir kadını kendi halası ve teyzesi üzerine nikahlamayı yasakladı. (İbn Mâce, Nikah: 31; Tirmizî, Nikah: 31)
    3239- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şu dört kadının birbiri üzerine nikahlanmasını yasak etti: “Bir kadınla halasını yine bir kadınla teyzesini…” (İbn Mâce, Nikah: 31; Tirmizî, Nikah: 31)
    3240- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir kadının kendi halası ve teyzesi üzerine nikahlamayı yasakladı. (İbn Mâce, Nikah: 31; Tirmizî, Nikah: 31)
    3241- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir kadını kendi halası ve teyzesi üzerine nikahlamayı yasakladı. (İbn Mâce, Nikah: 31; Tirmizî, Nikah: 31)
    3242- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kadın halasının ve teyzesinin üzerine nikahlanamaz.” (İbn Mâce, Nikah: 31; Tirmizî, Nikah: 31)
    48- BİR KADIN TEYZESİ ÜZERİNE NİKAH EDİLEMEZ
    3243- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kadın halasının ve teyzesinin üzerine nikahlanamaz.” (İbn Mâce, Nikah: 31; Tirmizî, Nikah: 31)
    3244- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v): “Bir kadın halasıyla birlikte ve bir halanın da erkek kardeşinin kızıyla birlikte nikah edilmesini yasakladı.” (İbn Mâce, Nikah: 31; Tirmizî, Nikah: 31)
    3245- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kadın halasının ve teyzesinin üzerine nikahlanamaz.” (İbn Mâce, Nikah: 31; Tirmizî, Nikah: 31)
    3246- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kadın halasının ve teyzesinin üzerine nikahlanamaz.” (İbn Mâce, Nikah: 31; Tirmizî, Nikah: 31)
    3247- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir kadını kendi halası ve teyzesi üzerine nikahlamayı yasakladı. (Ebû Davud, Nikah: 7; Müslim, Rada: 1)
    49- SÜT KARDEŞLİĞİ EVLENMEYİ HARAM KILAR
    3248- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Veladet (kan yönünden akrabalık) ve nesebin haram kıldığı her şeyi süt kardeşliği de haram kılar.” (Ebû Davud, Nikah: 7; Müslim, Rada: 1)
    3249- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe’nin süt amcası Eflah onun yanına girmek için izin istedi. Aişe’de perdenin arkasından görüştü. Bu haber Rasûlullah (s.a.v)’e haber verilince şöyle buyurdu: “Perde arkasından konuşmak için ondan saklanman gerekmez çünkü süt, nesebin haram kıldığı her şeyi haram kılar.” (Ebû Davud, Nikah: 7; Müslim, Rada: 1)
    3250- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Neseb yönünden haram kılınan evlilikler süt yönünden de haramdır.” (Ebû Davud, Nikah: 7; Müslim, Rada: 1)
    3251- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Veladet (Kan yönünden akrabalık) in haram kıldığı şeyi süt kardeşliği de haram kılar.” (Ebû Davud, Nikah: 7; Müslim, Rada: 1)
    50- SÜT KARDEŞİNİN KIZIYLA EVLENMEK TE HARAMDIR
    3252- Ali (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! evlilik için hep Kureyşi tercih ediyor, biz Hâşimoğullarını bırakıyorsun” deyince Rasûlullah (s.a.v): “Var mı aranızda benimle evlenebileceğim birisi” dedi. Ben de: “Evet, Hamza’nın kızı var” dedim. Rasûlullah (s.a.v)’de: “O bana helâl olmaz çünkü o benim süt kardeşimin kızıdır” buyurdular. (Müslim, Rada: 3; Ebû Davud, Nikah: 7)
    3253- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e evlenmesi için Hamza’nın kızı hatırlatıldı da: “O benim süt kardeşimin kızıdır” buyurdu. (Müslim, Rada: 3; Ebû Davud, Nikah: 7)
    3254- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’den, Hamza’nın kızını nikahlamasını istediler. Rasûlullah (s.a.v)’de: “O benim süt kardeşimin kızıdır, neseb yönünden haram olanlar süt yönünden de haramdırlar” buyurdu. (Müslim, Rada: 3; Ebû Davud, Nikah: 7)
    51- NE KADAR SÜT EMMEK HARAMLIĞI GEREKTİRİR?
    3255- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Allah’ın indirdiği ayetlerde malum ve bilinen on defa emzirme nikahı haram kılar buyuruluyordu. Sonradan bu ayet beş defa emzirme nikahı haram kılar ayetiyle neshedildi. Rasûlullah (s.a.v) vefat ettiğinde o ayet Kur’an olarak okunuyordu. (İbn Mâce, Nikah: 35; Müslim, Rada: 6)
    3256- Ümmül Fadl (r.anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v)’e süt emmenin miktarı soruldu. Rasûlullah (s.a.v): “Bir veya iki defa emmek nikahı haram kılmaz” buyurdu. Katade ise: “Bir veya iki defa sormak” dedi. (İbn Mâce, Nikah: 35; Müslim, Rada: 6)
    3257- Abdullah b. Zübeyr (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bir veya iki defa emmek nikahı haram kılmaz.” (İbn Mâce, Nikah: 35; Müslim, Rada: 6)
    3258- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir ve iki sefer emmek haramlık meydana getirmez.” (İbn Mâce, Nikah: 35; Müslim, Rada: 6)
    3259- Katade (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbrahim b. Yezid en Nehai’ye mektup yazarak süt emmede nikahı haram kılacak miktarın ne kadar olduğunu sorduk. O da şu cevabı verdi: “Şüreyh’in bize bildirdiğine göre, Ali ve İbn Mes’ud: “Sütün azı da çoğu da nikahı haram kılar” diyorlardı. Mektubunda şu ifadeler de vardı: “Ebu-ş Şa’sa el Muharibî, Aişe’den şöyle aktarmıştır: Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir veya iki defa emmek nikahı haram kılmaz.” (İbn Mâce, Nikah: 35; Müslim, Rada: 6)
    3260- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Odamda birisi otururken Rasûlullah (s.a.v) yanıma geldi. İkimizin birlikte oluşuna kızmıştı, yüzünde öfke hali gördüm ve dedim ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! O benim süt kardeşimdir” bunun üzerine buyurdular ki: “Süt kardeşinin kim olduğuna iyi dikkat edin! Başka bir defa da süt kardeşliğin nasıl olduğuna iyice dikkat edin! Süt kardeşliği açlığını emdiği sütle gideren emme çağındaki çocuğun emmesiyle gerçekleşir.” (İbn Mâce, Nikah: 37; Dârimi, Nikah: 48)
    52- SÜT BABALIĞI NASIL OLUR?
    3261- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Aişe’nin yanında iken, Aişe Hafsa’nın yanına girmek için izin isteyen bir adamın sesini duydu. Aişe dedi ki: Ey Allah’ın Rasûlü! Bu adam senin evine girmek için izin istiyor dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Sanıyorum ki o adam Hafsa’nın süt amcası falan kimsedir” buyurdu. Aişe diyor ki: “Süt amcam falan kimse hayatta olsaydı benim yanıma girebilecek miydi?” diye sordum. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Evet girebilirdi çünkü süt emmek veladetin (Kan yönüyle akrabalığın) haram kıldığı herşeyi haram kılar.” (Buhârî, Nikah: 21; Dârimi, Nikah: 48)
    3262- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Süt amcam Ebu’l Ca’d geldi ben içeri almadım. (Hişam diyor ki: Bu kimse Ebul Kuaystır.) Rasûlullah (s.a.v) gelince durumu Ona aktardım. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Ona izin ver ve içeri alabilirsin” buyurdu. (Buhârî, Nikah: 21; Dârimi, Nikah: 48)
    3263- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, örtünme ayeti nazil olduktan sonra Ebu’l Kuays’ın kardeşi Aişe’nin yanına girmek için izin istedi. Aişe ona izin vermedi. Bu durum Peygamber (s.a.v)’e haber verilince şöyle buyurdular: “Onun girmesine izin ver, o senin amcandır.” Aişe: “Fakat beni kadın emzirmiştir o adam emzirmemiştir” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “O senin amcandır yanına girsin” buyurdu. (Buhârî, Nikah: 21; Dârimi, Nikah: 48)
    3264- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu’l Kuays’ın kardeşi ve süt amcam olan Eflah yanıma girmek için izin istedi. Rasûlullah (s.a.v) gelinceye kadar onu içeriye almadım. Rasûlullah (s.a.v) gelince durumu O’na naklettim. O da buyurdu ki: “Ona izin ver çünkü o amcandır.” Aişe diyor ki: “Bu olay örtünme ayeti indikten sonra olmuştu.” (Buhârî, Nikah: 21; Dârimi, Nikah: 48)
    3265- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Amcam Eflah örtünme ayeti indikten sonra yanıma girmek için izin istedi. Ben ona izin vermedim. Peygamber (s.a.v) geldiğinde durumu kendisine haber verip sordum. O da şöyle buyurdu: “Ona izin ver çünkü o amcandır” Ben de dedim ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Beni kadın emzirdi adam emzirmedi. Yine buyurdular ki: “Allah iyiliğini versin ona izin ver o amcandır.” (Buhârî, Nikah: 21; Dârimi, Nikah: 48)
    3266- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu’l Kuays’ın kardeşi Eflah evime gelip içeri girmek için izin istedi. Ben de Rasûlullah (s.a.v)’e danışmadan ona izin vermem dedim. Rasûlullah (s.a.v) gelince; Ebu’l Kuays’ın kardeşi Eflah geldi içeri girmek için izin istedi. Ben de: “Bundan uzak durdum” dedim. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdular: “Ona izin ver girsin o senin amcandır” Ben: “Beni Ebu’l Kuays’ın karısı emzirdi adam değil ki” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Ona izin, ver o senin amcandır” buyurdu. (Buhârî, Nikah: 21; Dârimi, Nikah: 48)
    53- BÜYÜK KİMSELER DE EMZİRİLİR Mİ?
    3267- Zeyneb binti ebu Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından Aişe’den işittim şöyle diyordu. Süheylin kızı Sehle Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Evlatlık edindiğimiz Sâlim benim yanıma girince, kocam Ebu Huzeyfe’nin yüzünde öfke izleri görüyorum ne yapmalıyım?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Onu emzir” buyurdu. Sehre diyor ki: “O Sâlim sakalı çıkmış genç bir delikanlıdır.” Rasûlullah (s.a.v): “Onu emzir Ebu Huzeyfe’nin öfkesi kaybolur” buyurdu. Sehle diyor ki: “Vallahi onu emzirdikten sonra Ebu Huzeyfe’nin yüzünde öfke izi görmedim.” (Müslim, Rada: 7; İbn Mâce, Nikah: 36)
    3268- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Sehle binti Süheyl, Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek, Sâlim yanıma geldiğinde Ebu Huzeyfe’nin kızdığını görüyorum dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Onu emzir” buyurdu. Sehle binti Süheyl, “O kocaman bir adamdır” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Onun kocaman bir adam olduğunu bilmiyor muyum?” buyurdu. Sehle daha sonra geldiğinde, seni hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, Ebu Huzeyfe ondan sonra artık hiçbir şeyi kötü görmüyor dedi. (Müslim, Rada: 7; İbn Mâce, Nikah: 36)
    3269- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Ebu Huzeyfe’nin karısına kocasının öfke ve kıskançlığının gitmesi için kölesi Sâlim’i emzirmesini emretti, o da onu emzirdi. o koskoca bir adamdı. Rabia diyor ki: “Bu olay sadece Sâlim için verilen bir ruhsat idi.” (Müslim, Rada: 7; İbn Mâce, Nikah: 36)
    3270- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Sehle, Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sâlim bizim yanımıza girip çıkıyor, yetişkin duruma geldi, erkeğin bilmesi gereken şeyleri biliyor artık ne yapmalıyız” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Onu emzir böylece ona haram olursun” buyurdu. Sehle diyor ki: “Bir yıl bekledim bu olaydan kimseye bir şeyler söylemedim sonunda Kasım ile karşılaştım, onu söyle ve korkma dedi. (Müslim, Rada: 7; İbn Mâce, Nikah: 36)
    3271- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Ebu Huzeyfe’nin kölesi Sâlim onların evinde kalıyordu. Sühey’lin kızı Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek, şöyle dedi: “Sâlim artık erginlik çağına erişti, erkeklerin bildiği şeyleri o da bilmeye başladı ve yanımıza da girip çıkıyor. Ebu Huzeyfe’nin de buna kızdığını sanıyorum” dedi. Peygamber (s.a.v)’de: “Onu emzir böylece sen ona haram olursun” buyurdu. Ben onu emzirince Ebu Huzeyfe’nin kıskançlığı kayboldu sonra Rasûlullah (s.a.v)’e geldim ve Sâlim’i emzirdim ve Ebu Huzeyfe’nin öfkesi de kayboldu dedim. (Müslim, Rada: 7; İbn Mâce, Nikah: 36)
    3272- Urve (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’in hanımları bir sefer emzirme ile bir erkeğin hanımların yanına girmesi durumunu pek hoş karşılamayıp uzak durdular ve büyük kimsenin emzirmesi durumunu Aişe’ye sordular. O da şöyle dedi: “Vallahi bu durumu sadece Sehte binti Süheyl’de görüyoruz, o da sadece Sâlim için Rasûlullah (s.a.v)’in verdiği bir ruhsattır. Vallahi böyle bir emzirme olayı ile kimse bizim yanımıza giremez ve biz Peygamber hanımları böyle bir şeyi de hoş görmeyiz.” (Ebû Davud, Nikah: 11)
    3273- Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz Peygamber hanımları yaşlı kimseyi emzirmek sûretiyle o kimseyi kişinin kendisine haram kılmasını hoş karşılamayıp bundan uzak kalıyoruz ve bu konuyu Aişe’ye sormuştuk, o da şöyle demişti: “Vallahi bu durumu Rasûlullah (s.a.v)’in sadece Sâlim için verdiği bir ruhsat olarak görüyorum, hiçbir kimse böyle bir emzirme modeliyle bizim yanımıza giremez. Biz Peygamber hanımları olarak böyle bir şeyi de hoş karşılamıyoruz.” (Ebû Davud, Nikah: 11)
    54- EMZİREN KADINLA CİNSEL İLİŞKİ OLUR MU?
    3274- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Cüdame binti vehb şöyle anlatmıştır: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Çocuk emziren kadınla cinsel ilişkiyi yasaklamayı içimden geçiriyordum Fars ve Rumların bunu yaptıklarını hatırladım da bu yasaklamadan vazgeçtim.” İshak diyor ki: “Onlar bunu yapıyorlardı fakat çocuklarına bir zarar vermiyordu.” (Dârimi, Nikah: 49; Müslim, Nikah: 24)
    55- AZİL (ÇOCUK YAPMAMAK İÇİN MENİYİ DIŞARI AKTIRMAK)
    3275- Ebu Said el Hudrî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Azil meselesi Rasûlullah (s.a.v)’in yanında hatırlatılınca: “Bunu neden soruyorsunuz?” buyurdu. Biz de: “Bir adamın karısı var onunla cinsel ilişki yapıyor fakat hamile olmasını istemiyor ve yine bir kimsenin bir cariyesi var onunla da cinsel ilişki yapıyor fakat onun da hamile kalmasını istemiyor, bu sebeple azil yapabilir mi?” dedik. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bunu yapmanızda bir sakınca yoktur fakat çocuğun olup olmaması kadere bağlıdır.” (Buhârî, Nikah: 97; Müslim, Nikah: 22)
    3276- Ebu Said ez Zurakî (r.a)’den rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e azil yapmanın hükmünü sormuştu ve şöyle demişti: “Karım çocuk emziriyor ben de onun tekrar hamile kalmasını istemiyorum azil yapabilir miyim?” Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Rahimde olması takdir edilen şey mutlaka olacaktır.” (Buhârî, Nikah: 97; Müslim, Nikah: 22)
    56- EMZİREN KADINLARA SAYGI DUYMAK
    3277- Haccac b. Haccac (r.a), babasından naklediyor ve şöyle diyor: “Ey Allah’ın Rasûlü! Süt annenin hakkını nasıl ödeyebilirim” diye sordum. Rasûlullah (s.a.v)’de: “İyi bir köle ve cariye vermektir” buyurdu. (Tirmizî, Rada: 6; Ebû Davud, Nikah: 12)
    57- SÜT KARDEŞLİĞİNE ŞAHİDLİK YAPILIRSA NE OLUR?
    3278- Ukbe b. Haris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ukbe’den işittim fakat ben Ubeyd’in hadisini daha sağlam buluyorum. O şöyle demişti: Bir kadınla evlenmiştim yanımıza siyah bir kadın gelerek: “Ben her ikinizi de emzirmiştim” dedi. Bunun üzerine hemen Peygamber (s.a.v)’in huzuruna geldim, durumu haber verdim ve şöyle dedim: “Ben falanın kızı filanla evlendim, siyah bir kadın gelerek ben ikinizi de emzirmiştim” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) benden yüzünü çevirdi. Ben de hemen yüzünü çevirdiği yandan gelip o kadın mutlaka yalancıdır dedim. “Nasıl olur? Her ikinizi de emzirdiğini söylüyor derhal ayrıl, o kadını bırak” buyurdu. (Tirmizî, Rada: 7; Buhârî, Nikah: 23)
    58- BABANIN NİKAHI ALTINDAKİ ANALIKLARLA EVLENMEK
    3279- Bera (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Dayımla karşılaştım elinde bir bayrak vardı, nereye gidiyorsun? Diye sordum. Dayım: Rasûlullah (s.a.v) beni babasının ölümünden sonra babasının karısıyla evlenen bir adama gönderdi, onun boynunu vuracağım ve öldüreceğim” dedi. (Dârimi, Nikah: 43; Tirmizî, Ahkam: 25)
    3280- Yezid b. Bera (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: Amcama rastladım yanında bir bayrak vardı, nereye gidiyorsun diye sordum. O da şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v) beni babasının karısını nikahlayan bir adama gönderdi, boynunu vurmamı ve malını almamı emretti” dedi. (Dârimi, Nikah: 43; Tirmizî, Ahkam: 25)
    59- NİSÂ SÛRESİ 24. AYETİNİN YORUMU
    3281- Ebu Said el Hudrî (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) Evtas’a bir ordu gönderdi. Müslüman ordusu düşmanla karşılaşıp onlarla savaşıp galip geldiler. Bu savaşta kocaları müşrik olan pek çok kadını esir (Cariye) olarak ele geçirdiler. Fakat bu kadınlarla evlenmekten çekindiler. Bunun üzerine Allah: Nisâ sûresi 24. ayetini indirdi: “Savaşta esir olarak ellerinize geçen cariyeler dışında tüm evli kadınlarla evlenmeniz de Allah’ın yasalarıyla size haram kılınmıştır…” (Tirmizî, Nikah: 36; Ebû Davud, Nikah: 45)
    60- KARŞILIKLI DEĞİŞME ŞEKLİNDEKİ EVLİLİK
    3282- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) karşılıklı değişme şeklindeki mehirsiz evlenme modelini yasakladı. (Dârimi, Nikah: 9; Buhârî, Nikah: 29)
    3283- İmran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre: “İslâm’da celeb denilen modelle zekat toplamak ve yine ceneb denilen bir yolla zekat toplamak ve mehir alıp vermemek için iki kişinin birbirine ve yakınlarıyla değiş tokuş modeliyle evlenme türü yoktur.” (Dârimi, Nikah: 9; Buhârî, Nikah: 29)
    3284- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İslâm’da celeb denilen modelle zekat toplamak ve yine ceneb denilen bir yolla zekat toplamak ve mehir alıp vermemek için iki kişinin birbirine ve yakınlarıyla değiş tokuş modeliyle evlenme türü yoktur.” (Dârimi, Nikah: 9; Buhârî, Nikah: 29)
    61- KARŞILIKLI DEĞİŞME NASIL OLUR?
    3285- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) mehirsiz karşılıklı değişme yoluyla yapılan evlenmeyi yasakladı. Şığar: “Bir kimsenin kızını diğerine, o da kızını bu tarafa vermek şartıyla mehirsiz nikahlamasıdır” dedi. (Buhârî, Nikah: 28; Müslim, Nikah: 57)
    3286- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) mehirsiz karşılıklı değişme yoluyla yapılan nikahı yasaklamıştır. Abdullah diyor ki: “Şığar denilen bu model evlilik şöyledir. Bir kimse kızını diğer bir kimseye kız kardeşini kendisine vermek şekliyle yapılan nikah şeklidir.” (Buhârî, Nikah: 28; Müslim, Nikah: 57)
    62- KUR’AN’DAN BİR SÛRE ÖĞRETMEK MİHİR OLUR MU?
    3287- Sehl b. Sa’d (r.a)’ten rivâyete göre, bir kadın Rasûlullah (s.a.v)’e geldi ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Kendimi sana hibe ediyorum.” Rasûlullah (s.a.v)’de tepeden tırnağa kadına bir baktı ve başını önüne eğdi. Kadın bu hususta Rasûlullah (s.a.v)’in bir cevap vermediğini görünce oturdu. Bunun üzerine orada bulunan sahabelerden biri kalktı ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Eğer bu kadına ihtiyacın yoksa onu bana nikahla” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Yanında mehir olarak vereceğin bir şey var mı?” buyurdu. Adam: “Hayır vallahi mehir olarak vereceğim bir şey bulamadım” dedi. “Git, bak demir bir yüzük bile olsa getir bakalım” deyince; Adam gitti ve dönüp geldi ve şöyle söyledi: “Hayır vallahi Ey Allah’ın Rasûlü! Demir bir yüzük bile olsa bulamadım.” Fakat üzerimdeki şu elbisem var, onun yarısını verebilirim dedi. Sehl diyor ki: O sahabenin belden yukarısı için giyeceği bir ridası dahi yoktu sadece belden aşağıyı örten bir izarı vardı. Onun da yarısını o kadına mihir olarak verecekti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “İyi ama izarını kadına verirsen sen çıplak kalırsın, sen giyersen kadına bir şey vermemiş olursun” buyurdu. O zaman o adam oraya oturdu, oturma işi uzadı fakat çare bulunamayınca adam kalkıp gitti. Rasûlullah (s.a.v) onun üzüntülü ayrılışını görünce çağrılmasını emretti. Adam gelince Rasûlullah (s.a.v): “Ezberinde Kur’an’dan bir şeyler var mı?” diye sordu. O adam da: “Falan ve falan sûreler ezberimde vardır” diyerek saymaya başladı. Rasûlullah (s.a.v) “Onları ezbere okuyabilir misin?” dedi. O adam: “Evet” deyince, Rasûlullah (s.a.v): “Ezberindeki bu bu sûreleri bu kadına öğretmek şartıyla seni bu kadınla evlendirdim” buyurdu. (Tirmizî, Nikah: 23; Müslim, Nikah: 13)
    63- MÜSLÜMAN OLMAK TA MİHİR OLABİLİR Mİ?
    3288- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Talha Ümmü Süleym ile evlendi aralarındaki mehir ise Müslüman olmaktı. Ümmü Süleym, Ebu Talha’dan önce Müslüman olmuştu. Ebu Talha Ümmü Süleym’e dünürcü olunca şöyle dedi: “Ben Müslüman oldum eğer sende Müslüman olursan seninle evlenirim. Bunun üzerine Ebu Talha da Müslüman oldu dolayısıyla aralarında mihir de bu olmuş oldu.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
    3289- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Talha Ümmü Süleym’e dünürcü oldu. Fakat Ümmü Süleym, Ebu Talha’ya: “Senin gibi adamın bu evlilik teklifi reddedilmez ne yazık ki sen kafirsin ben ise Müslüman bir kadınım bu durumda seninle evlenmem helâl olmaz. Eğer Müslüman olursan senin Müslüman olman benim mehrim olur” dedi. Sabit diyor ki: “Mehir hususunda Ümmü Süleym’den daha ikram sahibi bir kimseyi işitmedim, böylece evlendiler ve Ümmü Süleym ona çocuk doğurdu.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
    64- MEHİR BEDELİ KÖLE AZAD ETMEK TE OLABİLİR Mİ?
    3290- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Safiyye’yi azâd edip, azâd etmesini mehir saydı. (Müslim, Nikah: 14; Tirmizî, Nikah. 24)
    3291- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Safiyye’yi azâd edip, hürrîyetine kavuşturdu ve bunu mehir olarak saydı. (Müslim, Nikah: 14; Tirmizî, Nikah. 24)
    65- CARİYE AZAD EDİLİP NİKAHLANABİLİR Mİ?
    3292- Ebu Musa (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Üç kişi vardır ki onlara mükafatları iki kat verilir. 1. Bir adam ki cariyesi vardır onu güzelce terbiye eder ve ona bilmediklerini güzelce öğretir sonra da onu azâd edip hürriyetine kavuşturur ve onunla evlenir. 2. Bir köle ki hem Allah’ın hem de efendisinin hakkını yerine getirir. 3. Ehli kitaptan olup hem kendi Peygamberine hem de son Peygambere iman eden kimsedir.” (Tirmizî, Nikah: 24; Buhârî, Nikah: 13)
    3293- Ebu Musa (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim bir cariyesini azâd edip hürriyetine kavuşturur ve onunla evlenirse iki kat ecir alır.” (Buhârî, Nikah: 13; Müslim, Nikah: 14)
    66- MİHİR NE KADAR OLMASI GEREKİR?
    3294- Urve b. Zübeyr (r.a) Aişe’ye (Nisâ sûresi 3. ayeti olan) “Eğer yetim kızlarla evlendiğinizde onlara adil davranamamaktan korkuyorsanız o zaman size helâl olan ve hoşunuza giden kadınların ikisiyle üçüyle ve dördüyle evlenin…” ayetinin tefsirini sormuştu da o da şöyle demişti: “Ey kardeşimin oğlu Ayetteki yetimden maksat velisinin gözetimi olan ve malını ortak olarak kullanan kişiler hakkındadır. Malı ve güzelliği hoşuna gider fakat mihir vermeksizin ucuz bir şekilde o yetim kıza sahip olmak ister. İşte bu ayette bu şekilde olan yetim kızların mihirlerinden bahsediliyor ve yasaklama getiriliyor. Piyasadaki geçen değer üzerine yükseltilmesi gerektiği vurgulanıyor değilse bu yetim kızlar dışında hoşuna gidenlerden nikahlaması emrediliyor.” Bunun üzerine Urve dedi ki: Aişe sözüne şöyle devam etti: “Bu ayet nazil olduktan sonra insanlar Rasûlullah (s.a.v)’e o kızlar hakkında fetva sordular. Bunun üzerine Allah: Nisâ sûresi 127. ayetini indirdi: “Kadınlar hakkında senden fetva isterler de ki onlar hakkında fetvayı Allah size açıklıyor. Kendileri için farz kılınıp taktir edilen mehir ve mirası vermeyip nikahlamak istediğiniz sorumluluğunuz altındaki yetim kadınlar ve kimsesiz çocuklar…” Aişe diyor ki: Allah’ın Kur’an da: “Size karşı okunan ayetler” diye zikrettiği yetim kızlar hakkında adil davranamamaktan endişe ederseniz size helâl olan başka kadınlarla evleniniz ayetidir. “Haklarını vermeksizin almak istediğiniz yetim kızlarda…” ayeti ise: “Herhangi birinizin idaresi altında olup malı ve güzelliği az olduğu için rağbet gösterilmeyen kızlardır. Bundan dolayı bunlara rağbet edilmeyip malına ve güzelliğine rağbet ettikleri yetim kızları mehirde adalete riayet etmedikçe nikahlamaktan yasaklanmış oldular. (Buhârî, Nikah: 19; Müslim, Tefsir: 1)
    3295- Ebu Seleme (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe’ye mehrin miktarını sordum şöyle cevap verdi: Rasûlullah (s.a.v), mehri on iki okıyye ve bir neş olarak takdir etmişti ki bu da beş yüz dirhem eder. (Müslim, Nikah: 13; Dârimi, Nikah: 18)
    3296- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) aramızda iken mehir bedeli on okıyye miktarı idi. (Müsned: 8451)
    3297- Ebu-l Acfa (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer b. Hattab şöyle demiştir: Dikkat edin kadınlara verdiğiniz mehir de haddi aşmayın. Eğer mehir dünyada bir cömertlik, Allah katında da bir takva alameti olsaydı buna en layık olan Peygamber (s.a.v) olurdu. Halbuki Rasûlullah (s.a.v) hanımlarından hiç birine veya kızlarına on iki okıyye’den fazla bir şey alıp vermedi. Bir adam karısına haddi aşacak şekilde mehir vermek mecburiyetinde kalırsa girdiği bu yükten dolayı içinden karısına bir düşmanlık besleyebilir ve senin için çok büyük bir yük altına girdim diyebilir. Ravi diyor ki: Ben Arap bir çocuk olmama rağmen: “İlkul kurbe” sözcüğünden bir şey anlayamadım manası şu imiş: “Mehrin fazla verilmesi iyi olmayan hareketlerdenmiş. İyi olmayan sözlerden biri de şudur: Savaşlarda ölen ve öldürülen her bir kimse için öldü, şehid oldu gitti demenizdir. Belki de o söylediğiniz kimse hayvanını savaşta elde edeceği altın ve gümüş yükleyip gelmek niyetiyle gitmiştir. Veya bir ticaret için savaşa katılmıştır. Dolayısıyla her ölene şehiddir demeyin. Peygamberin dediği gibi deyin. “Kim Allah yolunda öldürülür veya ölürse o Cennettedir” buyurmuştu. (Dârimi, Nikah: 18; Tirmizî, Nikah: 24)
    3298- Urve b. Zübeyr (r.a), Ümmü Habibe’den naklederek, Rasûlullah (s.a.v), Ümmü Habibe’yi Habeşistan’da iken nikahlamıştı. Nikahı’da Necaşi tarafından kıyılmıştı. Mehir olarak dört bin dirhem verdi. Gerekli eşyaları da kendisi ayarladı. Ve Şurahbil b. Hasene vasıtasıyla Rasûlullah (s.a.v)’e gönderdi. Rasûlullah (s.a.v) ona hiçbir şey göndermedi. Diğer hanımlarına verdiği mehir ise dört yüz dirhem idi. (Ebû Davud, Nikah: 30; Müsned: 26140)
    67- BİR ÇEKİRDEK (BEŞ DİRHEM) İLE DE EVLENİLİR Mİ?
    3299- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, Abdurrahman b. Avf Peygamber (s.a.v)’in yanına geldi. Üzerinde yeni evlenen kimselerin süründükleri boya izi vardı. Rasûlullah (s.a.v) bu boyanın sebebini sordu. O da Ensardan bir kadınla evlendiğini haber verdi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Ne kadar mehir verdin?” diye sordu. Bir çekirdek (beş dirhem) ağırlığında altın dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Bir koyunla da olsa düğün yemeyi yap” buyurdu. (Ebû Davud, Nikah: 30; Tirmizî, Nikah: 10)
    3300- Enes’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdurrahman b. Avf şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v) beni gördü, ben de düğün neşesi vardı. Ensardan bir kadınla evlendiğimi söyledim. Rasûlullah (s.a.v): “Ne kadar mihir verdin?” diye sordu. Ben de bir çekirdek (beş dirhem) ağırlığında altın dedim. (Buhârî, Nikah: 69; Müslim, Nikah: 13)
    3301- Abdullah b. Amr (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Nikahlanacak bir kadına nikah yapılmadan önce verilen mehir ve hediyeler kadının kendisine aittir. Nikah yapıldıktan sonra verilecek ve gelecek hediyeler ise kızın anne ve babasına aittir. Onu kızına ve kız kardeşine dilediğine vermeye hak sahibidir.” (Ebû Davud, Nikah: 36; İbn Mâce, Nikah: 41)
    68- MİHİRSİZ DE EVLENMEK CAİZDİR
    3302- İbrahim ve Alkame b. Esved (r.anhüma)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: Abdullah b. Mes’ud’a; hiçbir mehir kararlaştırmadan bir kadınla evlenen fakat gerdeğe girmeden ölen bir adam hakkında fetva sordular. Abdullah dedi ki: “Sorun bakalım o kadına onda evlilik (hamilelik) belirtisi var mı?” dedi. Onlar da: “Ey Ebu Abdurrahman, onda böyle bir belirti göremedik” dediler. Bunun üzerine Abdullah: Kendi görüşümü söylüyorum doğruysa bu Allah’tandır. O kadına benzeri kadınların aldıkları mehir kadar mehir vardır az da olmaz çokta olmaz, kocasından miras alır ve iddet beklemesi de gerekir. O zaman Eşca kabilesinden bir adam kalkıp şöyle dedi: Buna benzer bir olayda Rasûlullah (s.a.v) aynı hükmü vermişti şöyle ki: Berva binti Vaşık adında bir kadın bir adamla evlenmiş gerdeğe girmeden de adam ölmüştü. Rasûlullah (s.a.v) o kadın hakkında benzeri kadınların aldıkları mehir kadar mehir almasına ve iddet süresini beklemesini emretmişti. Bunun üzerine Abdullah ellerini kaldırıp tekbir getirdi. (İbn Mâce, Nikah: 54; Ebû Davud, Nikah: 32)
    3303- Alkame (r.a), Abdullah’tan aktararak şöyle diyor: Abdullah’a: “Bir adamla evlenen mehir kararlaştırılmadan ve zifafa da girmeden ölen bir kadın hakkında fetva sordular. Bir aya yakın gelip gittiler fetva vermiyordu. Sonunda fetva verdi. Şahsi kanaatim o kadına benzeri kadınlara verilen kadar bir mehir verilmeli ne az ne de çok olmamalı kocasının malına varis olmalı ve iddet de beklemelidir. O zaman Ma’kıl b. Sinan el Eşcaî de: Rasûlullah (s.a.v)’de aynen senin verdiğin fetva gibi Berva binti Vaşık hakkında fetva vermişti diye şahitlik etti. (Ebû Davud, Nikah: 32; Tirmizî, Nikah: 44)
    3304- Abdullah (r.a) rivâyete göre, kendisine: “Bir kadınla evlenen fakat mehir takdir edilmeden ve zifaf olmadan ölen bir adamın durumu hakkında fetva sordular. Abdullah’ta: “O kadına mihir vermek gerekir, iddet beklemesi lazımdır ve kocasına mirasçı olur” dedi. Bunun üzerine Ma’kıl b. Sinan kalktı ve Rasûlullah (s.a.v)’in Berva binti Vaşık hakkında aynı şekilde hüküm verdiğini duydum dedi. (Ebû Davud, Nikah: 32; Tirmizî, Nikah: 44)
    3305- Alkame (r.a) Abdullah’tan naklediyor: Abdullah’a bir gurup kimse geldi ve: “Bizden bir adam bir kadınla evlenmişti, mehir tayin etmeden ve gerdeğe girmeden öldü, o kadının durumu nasıl olacak diye sordular. Abdullah: “Rasûlullah (s.a.v)’den ayrıldıktan sonra bana böyle zor bir mesele sorulmamıştı. Gidin başkasına sorun dedi fakat onlar bir ay boyu devamlı gelip o meseleyi sordular son gelişlerinde de: Sen bizim memlekette yaşayan Rasûlullah (s.a.v)’in ashabının en büyüklerindensin sana sormaz isek kime soralım? Senden başkasını bulamıyoruz dediler. O zaman Abdullah şöyle dedi: Bu konuda kendi görüşümü söyleyeceğim eğer isabet edersem doğruyu söylemişsem bu hiçbir ortağı olmayan Allah’tandır hata etmiş isem bu hata benimdir ve şeytandandır. Allah ve Rasûlü bu hatadan uzaktır. Bu konuda görüşüm şudur: “Kadına kendi kavmindeki kadınlara verilen kadar bir mehir verilmeli ne az ne de çok olmalı, kadın kocasının mirasından almalı ve dört ay on gün iddet beklemelidir.” Ravi diyor ki: Bu konuşma Eşca’ kabilesinden bir gurup insanın yanında yapılmıştı. Abdullah’ın bu fetvasını duydular ve ayağa kalkıp; bizden “Berva binti Vaşık adındaki bir kadın hakkında da Rasûlullah (s.a.v) böyle hüküm verdiğine biz şahitlik ederiz” dediler. Abdullah kendi görüşünün isabetli oluşuna çok sevindi. Müslüman olduğu günde aynı şekilde sevinmişti. (Ebû Davud, Nikah: 32; Tirmizî, Nikah: 44)
    69- BİR KADIN MEHİR İSTEMEDEN KENDİSİNİ HİBE EDEBİLİR Mİ?
    3306- Sehl b. Sa’d (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e bir kadın gelerek şöyle demişti: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben kendimi nikahlamanız için size arz ediyorum dedi ve uzun bir süre bekledi. Bunun üzerine bir adam kalktı ve Rasûlullah (s.a.v)’e: “Bu kadına sizin ihtiyacınız yoksa onu benimle evlendirin” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Yanında mehir olacak bir şey var mı?” dedi. Adam: “Hayır hiç bir şey bulamadım” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Git araştır bir demir yüzük bile olsa getir” dedi. Adam gidip araştırdı fakat hiç bir şey bulamadı. Rasûlullah (s.a.v) ona dedi ki: “Kur’an’dan ezberinde bir şeyler var mı?” Adam “Evet” dedi. Ve ezberindeki sûreleri saymaya başladı. Rasûlullah (s.a.v)’de “Kur’an’dan ezberinde olan bu sûreleri o kadına öğretmen şartıyla seni onunla evlendiriyorum” buyurdu. (Tirmizî, Nikah: 23; Müslim, Nikah: 13)
    70- BİR KADIN CARİYESİNİ KOCASINA HİBE EDER Mİ?
    3307- Numan b. Beşir (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v)’e karısının cariyesiyle zina eden adamın durumu soruldu da Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Eğer o adamın karısı müsaade etmişse yüz değnek vururum müsaade etmemişse o erkeği recm ederim.” (Tirmizî, Hudud: 21; Ebû Davud, Hudud: 28)
    3308- Yine Numan b. Beşir (r.a)’den rivâyete göre, adı Abdurrahman b. Huneyn lakabı da gurgur olan bir adam karısının cariyesiyle zina etmişti. Bunların davaları Numan b. Beşir’e getirildi. Numan b. Beşir bu konuda Rasûlullah (s.a.v)’in verdiği hükmü vereceğim eğer hanımın o cariyeyle münasebet yapmana izin vermişse sana yüz değnek vururum sana böyle bir izin verilmemişse taşlayarak recm ederim. Karısı müsaade ettiği için o kimseye yüz değnek vuruldu. Ravi Katade diyor ki: Habib b. Sâlim’e mektub yazarak sormuştum da o da bu hadiseyi bana yazarak bildirmişti. (Ebû Davud, Hudud: 28; Tirmizî, Hudud: 21)
    3309- Numan b. Beşir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e karısının cariyesiyle ilişkide bulunan bir adam hakkında: “Eğer karısı ona izin vermişse yüz değnek vur izin vermemişse recm et” buyurdu. (Ebû Davud, Hudud: 28; Tirmizî, Hudud: 21)
    3310- Seleme b. Muhabbak (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), karısının cariyesiyle ilişkide bulunan bir adam hakkında şöyle buyurdu: “Eğer cariyeyi zorla bu işe sürüklemişse cariye hür olur karısına onun gibi bir cariye almalıdır. Eğer cariye kendi isteğiyle yapmışsa o zaman o cariye o adamın malı olur ve karısına o şekilde cariye almalıdır.” (Ebû Davud, Hudud: 28; İbn Mâce, Hudud: 8)
    3311- Seleme b. Muhabbak (r.a)’tan rivâyete göre, bir adam karısının cariyesiyle zina etmişti. Dava Rasûlullah (s.a.v)’e arz edilmişti. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Eğer adam cariyeyi zorlamışsa cariye hür bir kadın olur ve o adamın malı sayılır. Karısına o cariye gibi bir cariye satın alması gerekir. Eğer cariye kendi isteğiyle yapmışsa o cariye karısınındır.” (Ebû Davud, Hudud: 28; İbn Mâce, Hudud: 8)
    71- MUT’A NİKAHININ HARAMLIĞI
    3312- Hasan ve Abdullah (r.anhüma) babaları Muhammed (r.a)’ten aktarıyorlar: Ali, bir adamın mut’a nikahı yapmakta hiçbir sakınca görmediğini duyunca ona: “Sen yanılıyorsun! Rasûlullah (s.a.v) Hayber savaşı günü mut’a nikahı yapmayı ve ehli eşek eti yemeyi yasaklamıştır.” (Müslim, Nikah: 3; Tirmizî, Nikah: 28)
    3313- Ali b. ebi Talib (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Hayber savaşı günü kadınlarla geçici nikah (mut’a) yapmayı ve ehli eşeklerin etlerini yemeyi yasakladı. (Müslim, Nikah: 3; Tirmizî, Nikah: 28)
    3314- Muhammed b. Ali (r.a)’nin çocukları Hasan ve Abdullah’ın rivâyetlerine göre Ali b. Ebi Talib şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Hayber günü kadınlarla geçici nikah yapmayı yasaklamıştı. İbn Müsenna Huneyn günü demiştir. (Müslim, Nikah: 3; Tirmizî, Nikah: 28)
    3315- Rabi’ b. Sebre el Cühenî (r.a) babasından rivâyet ederek şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) geçici nikah (mut’a) ile evlenmemize izin vermişti. Ben bir arkadaşımla beraber Benî Amir’den bir kadına gittik, kendimizi arz edip mut’a nikahıyla evlenmek istediğimizi söyledik. Kadın mehir olarak ne verirsiniz” dedi. Ben de: “Elbisemi veririm” dedim. Arkadaşım da: “Ben de elbisemi verebilirim” dedi. Arkadaşımın elbisesi daha güzel ve sağlam idi. Ama ben ondan daha genç idim. Kadın arkadaşımın elbisesine baktı ve beğendi bana bakınca benim genç oluşumdan hoşlandı ve şöyle dedi: “Sen ve elbisen yeterlidir” dedi. Ben de o kadınla üç gün kaldım sonra Rasûlullah (s.a.v) buyurdu ki: “Kimin yanında mut’a nikahı ile aldığı kadın varsa onları bıraksın.” (İbn Mâce, Nikah: 44; Dârimi, Nikah: 16)
    72- NİKAH, SES VE DEF ÇALARAK İLAN EDİLEBİLİR Mİ?
    3316- Muhammed b. Hatıb (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Evlilikte haram ile helalı ayıran şey nikah anında ses çıkarmak ve def çalmaktır.” (Buhârî, Nikah: 49; Tirmizî, Nikah: 6)
    3317- Ebu Belc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Muhammed b. Hatıb’tan işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Nikah ve evlenme konusunda helâl ile haram arasındaki fark ilân edilip ses çıkarılmasıdır.” (Buhârî, Nikah: 49; Tirmizî, Nikah: 6)
    73- EVLENEN KİMSEYE NASIL DUA EDİLİR
    3318- Hasan (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Akîl b. Ebu Talib Cesim oğullarından bir kadınla evlenmişti. Orada bulunanlar onlara, “Mesud olun oğullarınız olsun” diye dua ettiler. Bunun üzerine Akîl, Rasûlullah (s.a.v)’in söylediği gibi söyleyin dedi: “Allah bu evliliği sizin hakkınızda hayırlı kılsın ve mübarek eylesin.” (Buhârî, Nikah: 58; Dârimi, Nikah: 6)
    74- DÜĞÜNDE HAZIR BULUNMAYAN KİMSENİN DUASI NASILDIR?
    3319- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Abdurrahman b. Avf’ın üzerinde evlilikte kullanılan bir koku izi gördü ve: “Bu nedir?” diye sordu. Abdurrahman’da: “Bir kadınla bir çekirdek kadar altın karşılığında evlendim” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Allah mübarek etsin, bir koyunla da olsa düğün yemeyi ver” buyurdu. (Buhârî, Nikah: 58; Ebû Davud, Nikah: 29)
    75- EVLENEN KİMSENİN KOKU SÜRÜNMESİ
    3320- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Abdurrahman b. Avf, Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldi üzerinde evlenenlerin süründüğü za’feran kokusu vardı. Rasûlullah (s.a.v): “Nedir bu hal” diye sordu. O da: “Bir kadınla evlendim” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Mihir olarak ne verdin?” Dedi. Abdurrahman da: “Bir çekirdek ağırlığında altın” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Bir koyunla bile olsa düğün yemeyi ver” buyurdu. (Buhârî, Nikah: 58; Ebû Davud, Nikah: 29)
    3321- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) benim üzerimde Abdurrahman b. Avf’ı kastediyor, düğünde sürülen kokulu boyayı görünce, “Bu nedir?” diye sordu. Abdurrahman b. Avf: “Ensardan bir kadınla evlendim” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Öyleyse bir koyunla da olsa düğün yemeyi ver” buyurdu. (Buhârî, Nikah: 58; Ebû Davud, Nikah: 29)
    76- EVLİLİK HEDİYESİ MİHİR
    3322- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Ali şöyle demiştir: Fatıma ile evlenmiştim ve Rasûlullah (s.a.v)’e: “Beni zifaf’a sok” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Fatıma’ya mehir olarak bir şeyler ver de öyle” buyurdu. “Yanımda ona verecek bir şey yoktur” dedim. “Sağlam zırhın nerededir?” buyurdu. Ben de: “Yanımdadır” dedim. “Öyleyse onu ver” buyurdu. (Ebû Davud, Nikah: 35)
    3323- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ali, Fatıma ile evlendiğinde Rasûlullah (s.a.v) ona: “Fatıma’ya bir şeyler ver” buyurdu. Ali, yanımda bir şey yok deyince Rasûlullah (s.a.v): “Büyük ve geniş zırhın nerede?” buyurdu. (Ebû Davud, Nikah: 35)
    77- ŞEVVAL AYINDA ZİFAF
    3324- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) beni şevval ayında nikahladı yine şevval ayında gerdeğe girdim. Hanımlarından hangisi onun yanında benim kadar değerliydi. (Dârimi, Nikah: 28; Tirmizî, Nikah: 9)
    78- DOKUZ YAŞINDA ZİFAF
    3325- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) beni altı yaşımda iken nikahladı ve dokuz yaşımda iken de zifafa girdi, ben o zaman kız çocuklarıyla oyun oynuyordum. (Dârimi, Nikah: 28; Tirmizî, Nikah: 9)
    3326- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) beni nikahladığında altı yaşımda idim. Benimle evlendiğinde ise dokuz yaşımda idim. (Dârimi, Nikah: 28; Tirmizî, Nikah: 9)
    79- YOLCULUKTA İKEN DE ZİFAF YAPILIR MI?
    3327- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Hayber gazasına çıkmıştı. Hayber’e yakın bir yerde sabah namazını karanlıkta kılmıştı. Rasûlullah (s.a.v) hayvanına bindi. Ebu Talha’da kendi hayvanına bindi. Ben de Ebu Talha’nın binitinin arkasındaydım. Rasûlullah (s.a.v), hayvanını Hayber caddelerine doğru sürdü. Bu arada benim dizim Rasûlullah (s.a.v)’in uyluğuna dokunuyordu. Şu anda uyluğunun beyazlığını görür gibiyim. Rasûlullah (s.a.v) şehre girince: “Allah en büyüktür. Hayber harab oldu gitti. Biz bir toplumun yurdunu basıp içersine girdik mi uyarılan o kavmin hali yaman olur” buyurdu ve bunu üç defa tekrarladı. Enes diyor ki: “Hayberliler sabah vakti işlerine gitmek üzere kaleden dışarı çıktılar ve bizi görünce (Abdülaziz’in rivâyetine göre) işte Muhammed diye bağırdılar. (Abdülazizin rivâyetine göre) işte Muhammed’in arkadaşları ve ordusu dediler. Böylece Hayberi ansızın ele geçirdik, esirler toplandı.” Dıhye gelip: “Ey Allah’ın Peygamberi! Bana alınan esirlerden bir cariye ver” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Git bir cariye al” dedi. Dıhye de Safiyye binti Huyey b. Ahtab’ı aldı. Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelip Ey Allah’ın Peygamberi! Dıhye’ye, Kureyza ve Nadir’in hanımefendisi olan Safiyye’yi verdin halbuki o Senden başkasına uygun olmaz. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) “Her ikisini de çağırınız” buyurdu. Dıhye Safiyye’yi getirdi. Rasûlullah (s.a.v) Safiyye’ye baktı ve Dıhye’ye “Esirler arasından başka bir cariye al” buyurdu. Enes diyor ki: Rasûlullah (s.a.v) Safiyye’yi azâd edip hürriyetine kavuşturdu ve kendisine nikahladı. Ravi Sabit Enes’e dedi ki: Ey Ebu Hazma, Rasûlullah (s.a.v) ona mehir olarak ne verdi. Enes’te: “Onu azâd etmeyi mehir saydı ve nikahladı” dedi. Enes diyor ki: Hayber savaşından dönüşte yolculuk devam ederken Ümmü Süleym, Saffiyye’yi Rasûlullah (s.a.v) için hazırlayıp gece olunca gerdeğe koydu. Böylece düğün yapılmış oldu. Sabah olunca Rasûlullah (s.a.v) “Kimin yanında bir şeyi varsa getirsin” buyurdu. Bir sergi yayıldı kimi kurutulmuş peynir, kimi hurma, kimi de yağ getirmişti. Oradaki bu malzemelerle hays yemeği yapıldı ve Rasûlullah (s.a.v)’in düğün yemeği bu olmuş oldu. (Buhârî, Nikah: 61; Müslim, Nikah: 14)
    3328- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Hayber dönüşü yolda Safiyye ile gerdeğe girince Hayber yolunda üç gün konakladı ve o da diğer hanımları arasına katıldı. (Buhârî, Nikah: 61; Müslim, Nikah: 14)
    3329- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Hayber ile Medine arasındaki yolda Safiyye ile düğün yapıp gerdeğe girince üç gün konakladı. Ben de Müslümanları Rasûlullah (s.a.v)’in bu düğündeki yemeğe davet ettim. Bu düğün ziyafetinde ne et ne de ekmek vardı. Rasûlullah (s.a.v) bir yaygı yayılmasını emretti. Onun üzerine kimi kuru peynir, kimi hurma, kimi de yağ getirip koydu. Bunlardan yapılan yemek te Rasûlullah (s.a.v)’in düğün yemeği oldu. Orada hazır bulunanlar Safiyye için, “Ya Mü’minlerin annelerinden biri olur veya Rasûlullah (s.a.v)’in cariyesi olarak kalır” dediler. Ve yine onlar eğer Rasûlullah (s.a.v) onu örtü içine alırsa o mü’minlerin annelerinden olur perde altına almazsa cariye olarak kalır dediler. Rasûlullah (s.a.v) yola çıkınca Safiyye’yi arkasına oturttu ve kimse görmesin diye perdeledi. (Buhârî, Nikah: 61; Müslim, Nikah: 14)
    80- DÜĞÜNDE EĞLENME VAR MIDIR?
    3330- Âmir b. Said (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir düğünde Kurasa b. Ka’b ve Ebu Mes’ud el Ensarî’nin yanına vardım, o esnada küçük kızlar şarkılar söylüyorlardı. Ben de: Siz Rasûlullah (s.a.v)’in ashabından ve Bedir savaşına katılanlardansınız, yanınızda şarkılar söyleniyor sizler ise hiçbir şey yapmıyorsunuz dedim. Onlardan biri: “İstersen sen de otur bizimle birlikte dinle istemezsen git. Düğünde eğlenmeye izin verildi” dedi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
    81- BABA, KIZINA NASIL ÇEYİZ HAZIRLAMALI?
    3331- Ali (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Fatıma için çeyiz olarak kadife kumaş, su tulumu ve içi izhır otuyla doldurulmuş bir yastık hazırlamıştı. (İbn Mâce, Zühd: 11)
    82- BİR EVDE KAÇ YATAK OLMALI?
    3332- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir evde erkek için bir yatak, ailesi için bir yatak olmalıdır üçüncüsü misafir içindir, dördüncüsü ise şeytanındır.” (Müslim, Libas ve Ziynet: 8; Ebû Davud, Harac: 19)
    83- YAYGI VE ÇARŞAF DA OLMALI MI?
    3333- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bana: “Evlendin mi?” diye sordu. Ben de: “Evet” dedim. “Yaygı aldınız mı?” diye sordu. Bizim yaygı alabilecek imkanımız mı var dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “İleride olacaktır” buyurdu. (Müslim, Libas ve Ziynet: 7; Müsned: 13618)
    84- DÜĞÜN YAPAN KİMSEYE, HEDİYE ALMALI MI?
    3334- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) evlenmiş ve gerdeğe girmişti. Annem Ümmü Süleym, hays ismi verilen bir yemek hazırladı ve benimle o yemeği Rasûlullah (s.a.v)’e gönderdi. O yemeği Rasûlullah (s.a.v)’e götürüp: Annemin selâmı var, bu bizden küçük bir hediyedir diyor dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Onu koy” buyurdu ve sonra da “Git falanı falanı ve karşılaştığın kimseleri davet et” dedi ve pek çok kimsenin isimlerini verdi. Ben de isimleri verilen kimseleri ve karşılaştığım kimseleri davet ettim. Ravi Ebu Osman Enes’e: “Davet edilenler kaç kişiydi” diye sordum. Enes: “Üç yüz kişi kadardı” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Davetliler onar onar kişi olarak gelsinler ve herkes önünden yesin” buyurdu. İlk gurup yiyip doyarak çıktılar sonra ikinci gurup girdi… herkes yedikten sonra Rasûlullah (s.a.v) bana: “Ey Enes sofrayı kaldır” buyurdu. Bende sofrayı kaldırdım. Fakat yemeği ilk koyduğumda mı yoksa kaldırdığımda mı daha ağırdı bilmiyorum. (Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 34)
    3335- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra Kureyşlilerle Ensarı kardeş yaptı. Sa’d b. Rabi ile Abdurrahman b. Avf’ta kardeş yapılanlardan idi. Sa’d Abdurrahman b. Avf’a: “Benim malım var ikimiz yarı yarıya bölüşürüz. Benim iki tane hanımım var bak hangisi hoşuna giderse onu boşarım, iddeti bitip sana helâl olunca da sen onunla evlenirsin” dedi. Abdurrahman b. Avf ta: “Allah aileni de malını da sana bereketli kılsın, sen bana sadece çarşının yolunu göster” dedi ve çarşıya gitti. Sonunda kazandığı yağ ve kuru peynirle geri döndü. Abdurrahman b. Avf diyor ki: “Bir süre sonra Rasûlullah (s.a.v) ben de evlenenlerin süründüğü kokuyu görünce: “Nedir bu durum” diye sordu. Ben de: “Ensardan bir kadınla evlendim” dedim. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): “Bir koyunla da olsa düğün yemeği ver” buyurdu. (Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 34; Müsned: 12891)

    Sünen-i Nesai

    Abdullah Parlayan

    islam, dini sohbet, islami sohbet, islami chat merkezi, nikahla alakalı hadisler, nikahla ilgili hadisi şerifler, nikahtan bahseden hadisler, hadislerde nikah

    Bir önceki yazımız olan İlim Sizden Çekilip Alındığı Zaman Haliniz Nice Olur başlıklı makalemizde dini sohbet, Efendimiz s.a.v ve fayda hakkında bilgiler verilmektedir.

Yazar

Kalp midir insana sev diyen, Yoksa yalnızlık mıdır körükleyen, Sahi nedir sevmek;bi muma ateş olmakmı, Yoksa yanan ateşe dokunmak mı? Şems-i Tebrizi
Önceki Yazı:Rabb’imizin İsimleri Esmaül Hüsna El-Hasib
Sonraki Yazı:Bayram ile İlgili Hadisler

Yorumlar

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Dini Sohbet İslami Sohbet Dini Chat Dini Sohbet Odaları Bu tema Mehmet TÜRK tarafından düzenlenmistir. Hiçbir sekilde kopyalanamaz.