• Yüce Allah kendi varlığını bilsinler ve ibadet etsinler, diye insanları ve cinleri yarattığı gibi melekleri de yaratmıştır.

    Melekler ruh gibi latif ve nurani varlıklar olup asıl vasıfları Allah tarafından bilinir.

    Meleklerin bir kısmı daima ibadet ve zikirle uğraşır. Bir kısmı da yer ve göklerde pek çok görevle meşgul olurlar.

    Melekler yemekten, içmekten, evlenmekten, doğup doğurmaktan münezzehtirler. Değişik şekillere girmeye kabiliyetleri vardır. Yüce Allah‘ın emirlerine asla isyan etmezler. Görevlerini emredildikleri şekilde aynen yaparlar.

    Müminler meleklerin varlığına iman etmekle yükümlüdürler. Onların varlıkları bütün peygamberler ve onlara verilen kitaplar tarafından bildirilmiştir. Artık melekleri inkar, bütün peygamberleri ve kitapları inkar etmek sayılacağından onları inkar asla caiz olmaz.

    KUR-AN’I KERİM’DE MELEKLERİN GÖRÜLEBİLMESİ

    Kur-an’ı Kerimde Meryem Suresi bu işe açık bir delildir.

    16,17. (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.

    18. Meryem, “Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi.

    19. Cebrail, “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi.

    Bilindiği üzere Hz. Meryem peygamber değildir…

    SAHABİLERİN MELEKLERİ GÖRMELERİ

    01 MeLekLerin özeLLiKLeri neLerdir

    Hz. Aişe‘nin (r.anha) ve Bazı Sahabilerin Cebrail‘i Görmeleri

    Hz. Âişe (r.anha) anlatıyor: Resulullah (s.a.v) dışarıdan bir adamın sesini işitti. Öyle bir sıçradı ki, yerinden aceleyle kalkıp dışarı çıktı. Ben de arkasından kimdir, diye baktım; atının boynuna yaslanmış oturan, bizim her gün gördüğümüz Dihye el-Kelbi! Başında sarık, bir ucunu da omuzlarının arasından sarkıtmış oturuyordu. Resulullah (s.a.v) içeriye girdiği zaman kendisine,

    Bir sıçrayışta kalktın gittin. Sonra ben de arkandan kim olduğunu görmek için çıktım; meğer Dihye el-Kelbi (r.a) imiş… dedi. Resulullah (s.a.v),

    Sen onu gördün mü? diye sordu. Hz. Âişe (r.anha),

    Evet, gördüm, diye karşılık verince Resul-i Ekrem (s.a.v),

    O gördüğün Cebrail idi. Bana, Kurayza kabilesinin üzerine yürümemi emretti, dedi.” (Ebu Nuaym, Delailü‘n-Nübüvve, s. 182; İbn Sa‘d, et-Tabakatü‘l-Kübra, 4/250.)

    02 MeLekLerin özeLLiKLeri neLerdir

    İbn Sa‘d‘ın Tabakatında, Mutarrif b. Abdullah‘ın rivayeti şöyle geçmektedir: ”İmran b. Husayn (r.a) bana,

    - Ey Mutarrif! Biliyor muydun, melekler bana selam veriyordu. Ancak ne zaman ki vücudumu dağladım, o hal benden gitti. Ben,

    - Melekler sana baş tarafından mı yoksa ayak tarafından mı selam veriyorlardı, diye sordum.

    - Baş tarafımdan selam veriyorlardı, dedi. Ben,

    - Bu hal sana tekrar verilmeden öleceğini zannetmiyorum, dedim dedi. Bir müddet sonra, vücudundaki yaralar iyileşen İmran bana,

    - Ey Mutarrif, biliyor musun melekler tekrar bana selam vermeye başladı, dedi. Bu hadiseden kısa bir müddet sonra İmran (r.a) vefat etti.” (İbn Sa‘d, et-Tabakatü‘l-Kübra, 4/289)

    Katade (rah) demiştir ki: ”Melekler İmran b. Husayn (r.a) ile musafaha ediyorlardı. Fakat o kendisini dağlayınca musafaha kesildi, melekler ondan uzaklaştı.” (İbn Sa‘d, et-Tabakatü‘l-Kübra, 4/288)

    İlginç Bir Olay, Aynı Zamanda Yaşam Tarzına Örnek

    Ahmed-i Bican bir gün, Gelibolu‘nun en büyük camisinde vaz veriyordu. Herkes huşu içinde söylenenleri dinliyordu.

    Kardeşlerim! İnsanı Rabbinden uzaklaştıran perdelerin en büyüğü, kalbi öldürmek, karartmaktır. Kalbin ölmesine kararmasına sebep de dünyayı sevmektir. Bir hadis-i kutside buyruldu ki:”Ey Âdemoğlu! Kanaat et zengin ol. Hasedi terket, rahat ol! Dünyayı terket, dinin halis olsun.”

    Kim gıybeti terkederse, Allahü tealaya karşı olan sevgisi çoğalır. Kim az ve doğru konuşursa, aklı tam olur. Kim aza kanaat ederse, gerçekten Allahü tealanın ahdine inanmış olur. Kim dünya için kaygılanırsa Allahü tealadan uzaklaşır.”

    Ahmed-i Bican hazretleri vaz ettiği kürsüden bir ara başını kaldırdı. Caminin giriş kapısında ağabeyini gördü. Ayakta bekliyor ve kendisine tebessüm ediyordu. İçeri girip bir yere oturmamasına hayret etmişti. Sonra manevi bir huzurla vazına devam etti. Ağabeyinin bu şekilde beklemesi bir türlü aklından çıkmıyordu.

    Akşam annesi ile sohbet ederken bu aklından çıkmayan şeyin sebebini öğrenmek istedi ve; ”Anneciğim! Bugün dikkatimi çeken bir şey oldu. Vaz ederken ağabeyim cami kapısında durmuş, bana bakıyor ve tebessüm ediyordu. Ama içeri girip oturmadı. Sebebini ondan bir sual eylesen.” dedi. Evladını kıramayan anne ertesi gün büyük oğlu Muhammed Bican‘a giderek sohbet arasında kardeşinin vazı arasında niçin camiye girmediğini sordu. O da; ”Kardeşim alim, arif biridir. Hacı Bayram-ı Veli hazretlerini görünce bir başka Ahmed oldu. Sözleri hikmet dolu. Gönülleri alan, ruhları cezbeden bir üslubu var. İlminden, irfanından istifade edenlerin sayısı belli değil. Ben de mübarek sözlerini dinlemek için gitmiştim. Meleklerin kanatlarını sererek vazını dinlediklerini gördüm. Basmamak için içeriye girmedim.” dedi.

    Bu duruma çok sevinen annesi, eve dönerek durumu küçük oğlu Ahmed-i Bican‘a anlattı. Ahmed Bican sevineceği yerde durgunlaştı. Bunu fark eden annesi sebebini sorunca; ”Ağabeyim melekleri gördüğü halde ben niçin göremiyorum, acaba sebebi nedir?” dedi. Annesi hiç beklemediği bu soru karşısında şaşırdı. Ahmed-i Bican hazretleri sonra ilave etti; ”Anneciğim bunun sebebini senin bilmen lazım. Biraz düşün bulacaksın.” dedi.

    Annesi bir süre düşündükten sonra yaşlı gözlerle oğluna; ”Sen henüz süt emme çağında idin. Namaza durmuştum. O esnada komşularımdan bir hanım geldi. Sen ağlamaya başladın. Selam vermeme de az kalmıştı. Kadıncağız ağlamayasın diye seni emzirmeye başladı. Selamı vermemle birlikte mani oldumsa da sen bir kaç yudum almıştın. Sonra sordum hanım abdestsiz imiş. Ben seni hiç abdestsiz emzirmedim. Her halde sebebi odur.” dedi. Ahmed Bican; ”Doğru söyledin.” dedi.

    Biraz araştırarak örnekleri coğaltmak mümkündür. Verilen üç örnekte vasıf olarak birbirinden farklıdır ve özellikle seçilmiştir.

    İman esaslarının ikincisi meleklere inanmaktır.

    Melekler Cenab-ı Allah‘ın nurdan yarattığı şerefli ve temiz varlıklardır.

    Onların varlığına inanmamız farzdır.

    Melekler hakkındaki bilgilerimiz Kur‘an ve hadis kaynaklıdır, insanlar melekleri göremez.

    Bizler onları görebilecek kabiliyette yaratılmamışızdır.

    Melekler insanlara benzemez.

    Onlarda erkeklik dişilik yoktur.

    Yiyip içmek, uyumak dinlenmek de onlar için söz konusu değildir.

    Onlar Allah‘ın dilediği kadar hayatta olurlar.

    Allah neyi emrederse onu yaparlar.

    Vazifelerinde kusur ve eksiklik etmezler.

    Meleklerin sayısını ancak Allah bilir.

    Onlar ancak Allah‘ın kendilerine bildirdiğini bilirler.

    Gaybı bilmezler.

    İnsanın ne zaman öleceğini, kıyametin ne zaman kopacağını bilmezler.

    Meleklerin çeşitli görevleri vardır.

    Bazıları sadece Allah‘ı zikretmekle görevlidir.

    Bazılarının ise hususi görevleri vardır.

    Dört büyük melek hususi görevlidir.

     

    Bunlar


    1- 
    Cebrail: Allah‘tan aldığı emirleri peygamberlere ulaştırır.

    2- Mikail: Tabiat olaylarını düzenlemekle görevlidir.

    3- İsrafil: Kıyamet günü sur üflemekle görevlidir.

    4- Azrail: Ölüm meleğidir. Vadesi dolanın canını almakla görevlidir.

    Bunun dışında kulun amellerini kayıtla görevli olan Kiramen Katibin melekleri, kabir sorgusu için görevli olan Münker Nekir melekleri, cennet ve cehennemle ilgili işlerle görevli olan Hazene-i cennet, Hazene-i Cehennem gibi özel görevli melekler de vardır.

     

    islam, islami sohbet, dini sohbet, dini chat, nur sohbet,dini sohbet odaları, islami sohbet odaları, dini sohbetler, islami sohbetle

    Bir önceki yazımız olan Brahmanizm nedir? başlıklı makalemizde Alâmet, batıl ve Brahmanizm hakkında bilgiler verilmektedir.

Yazar

Önceki Yazı:Brahmanizm nedir?
Sonraki Yazı:HeLaLLesmek

Yorumlar

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Dini Sohbet İslami Sohbet Dini Chat Dini Sohbet Odaları Bu tema Mehmet TÜRK tarafından düzenlenmistir. Hiçbir sekilde kopyalanamaz.