Dini sohbet,İslami Sohbet,Dini,Sohbet

  • Turkcell’in büyük Kaybı 600 bin kişilik

    Dini Sohbet Kardeşlerim Abonesi Çok Olan Turkcellin büyük Kayıbı 600 bin kişilik Turkcell’de 3.93 mlyr TL temettü dağıtımına karar verildi, ancak devam eden sorunlar iyimserliğiRead More

    Daha Fazla Bilgi
  • islamda Kadına Şiddet ve İdam Cezası

    islami sohbet masum kadınları islamda Kadına Şiddet ve İdam Cezası hergün bir sürü kadınımızı hiç acımadan katleden bu zihniyetler gün geçtikçe çoğalıyor aklıma birden idamRead More

    Daha Fazla Bilgi

DiniSohbetim.Com - Dini Sohbet - İslami Sohbet - Dini Chat - İslami Chat - İslami Sohbet Odaları - Dini sohbet Odaları - Kanal 7 Sohbet - Mynet Sohbet - Dini Bilgiler - İslami Bilgiler

Turkcell’in büyük Kaybı 600 bin kişilik

334257

334257Dini Sohbet Kardeşlerim Abonesi Çok Olan Turkcellin büyük Kayıbı 600 bin kişilik Turkcell’de 3.93 mlyr TL temettü dağıtımına karar verildi, ancak devam eden sorunlar iyimserliği etkiliyor. Ortaklar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle, uzun bir süreden sonra SPK’nın müdahalesiyle dün gerçekleştirilebilen Turkcell genel kurulunda 2010-2014 yılları için 3.93 milyar liralık temettü kararı alınırken; ortaklar arasındaki mevcut sorunların çözülemediğine dair sinyaller, şirkete yönelik beklentilerin olumluya dönmesini engelliyor.

Turkcell’in faaliyet raporunda yer alan bilgiye göre, 2014 sonu itibariyle Türkiye’deki abone sayısı 34.6 milyon oldu.

Abone sayısı 2013 sonunda 35.2 milyondu. Turkcell’in dünkü genel kurul toplantısında, aday gösterilmediği için yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi yapılamadı. Toplantıda şirket esas sözleşme değişikliklerine ilişkin teklif de kabul edilmedi.

islamda Kadına Şiddet ve İdam Cezası

ozgecan

islami sohbet masum kadınları islamda Kadına Şiddet ve İdam Cezası hergün bir sürü kadınımızı hiç acımadan katleden bu zihniyetler gün geçtikçe çoğalıyor aklıma birden idam geldi idam cezası olan bir toplumda acaba bunlar yaşanabilir mi diye düşünür oldum bir an bence bunların hiç biri yaşanmaz ozaman ölümün tadını alma korkusu ile kadınlarımızı katleden zalimler o’zaman bence kimseye zarar veremez bir hale gelicekdir.

Allah Kur’an ı bizlere bir rehber, yol gösteri bir güneş olsun diye gönderdiğini söyler. Ama bizler İslam toplumları olarak, Kur’an dan öyle uzak yaşıyoruz ki, kendi nefsimizde bir din yarattık adeta.

Kur’an ile yönetildiğini iddia eden ülkeler bile, zina yapanın cezası Kur’an da belli olduğu halde, zinanın cezasının recim, yani taşlayarak öldürme olduğunu iddia ederek, Allah a da böylece iftira atarak, kadını taşlayarak öldürmeyi, dinden saymışlardır.

Her ne hikmetse, kadın taşlayarak öldürüldüğü halde, bu zinayı yapan erkekten hiç haber alınmaz. O masumdur, sanki kadın zinayı tek başına yapmış gibi. Erkeğin siz taşlanarak öldürüldüğünü duydunuz mu? Duymazsınız, çünkü öyle bir din yarattık ki Kur’an dan uzaklaşarak, erkeklerin hükümranlığında, kadınlara baskı ve adeta zulüm dini oluşturuldu. ELBETTE BU ALLAH IN DİNİ, ASLA DEĞİLDİR.

 

Kendinizi Artık Tanıyın

1922249_723900034296892_417896934_n-300x225

Kendinizi Artık Tanıyın Güç Gectikce Artan Bu DiniSohbet siteleri ve sohbet siteleri ile birlikte artan bu pis tuzakların sonu gelirmi.Amaç Sohbet deyil sanırım bu insanların bizim amacımız dini örenmek öretmekdir dini naıl örenebiliriz Din denilince akla ilk gelen Kur’an ve Peygamberimizin hayatıdır. Allahın emir ve yasaklarını içeren bir kitap ve o kitabı hayata dönüştürüp, uygulayacak bir peygamber göndermiştir. Öyleyse iyi bir müslüman olmanın yolu Kur’an ve Hz. Peygamber (a.s.m.) uymaktan geçer. Özellikle yaşayan bir Kur’an olan Peygamberimizin örnek alınması Allahın en çok sevdiği bir durumdur. Nitekim Kur’anı Kerim de Allah’u Teala , “De ki, eğer Allahı seviyorsanız bana uyun ki Allah ta sizi sevsin. (Ali İmran, 188).” Peygamber efendimizde Ebu Davud ta geçen bir hadiste, “Dikkat edin, yakın da bazı insanlar, bize Kur’an yeter diyeceklerdir. Halbuki bana Kur’anın bir misli veya iki misli verilmiştir” buyurarak, Peygamberimiz olmadan Kur’an tam anlaşılmayacağını belirtmiştir. İslam alimlerinin Kur’an ve hadisten çıkardıkları hükümlere gelince bu konuda açık ve net olarak şu ayeti görüyoruz: “…Eğer onlar (ihtilafa düştükleri konularda) peygambere ve aralarında dini yönden görüşlerine itimad edilen kimselere sormuş olsaydılar, içlerinden işin iç yüzünü araştırıp çıkaranlar, onun ne olduğunu bilirlerdi.” (Nisa, 83) Dikkat edilirse ayette Hz. Peygamberden sonra, görüş sahibi ve sahasında uzman kimselere de problemlerimizi iletmemiz isteniyor. İşte dört mezhebin olması bu ayetin bir açıklamasıdır. Özetle söylemek gerekirse, İslamı iyi öğrenmek ve yaşamanın yolu, Kur’an, sünnet ve İslam alimlerinin bu iki kaynaktan istifade ederek çıkardıkları hükümlere uymaktır. Başka dinleri ve İslama zıt fikirleri araştırmaya gelince: Önce dinimizi sağlam ve doğru bir şekilde öğrenmemiz gerekir. Bir binanın temelleri ve duvarları sağlamlaştırmadan mahallenin çöplüğündeki güzellikleri araştırmak ne kadar mantıklı olur? Yanlış anlaşılmasın, oralarda iyi şeyler yok demek istemiyoruz ama zehirli bir odadan geçmek istiyorsak, sağlam bir maskeye ihtiyacımız var. Yoksa biz de zehirleniriz. Eğer dinen zararlı ve zehirli bazı şeyleri araştıracak isek, sağlam ve her türlü gazı engelleyecek bir maskeye yani iyi ve doğru bir dini inanca sahip olmalıyız ki o fikirler bize zarar vermesin. Evet, Hakk’ı bulmanın, hakikate ermenin tek yolu, Kur’an’a iman ve onun gereği ile amel etmektir. Çünkü, Kur’an, insanlığı mutlak hayır ve hakikate sevk etmek için, bizzat Allah-ü Teâlâ tarafından gönderilmiş mukaddes bir kitaptır. İnsanın dünyevî ve uhrevî saadetini gösterecek ve olgunlaştıracak olan O’dur. O, insanı iman ve tevhide; ubudiyet ve kulluğa, kardeşlik ve sevgiye davet eder. İman ve salih amele ait ölçülerin en güzelini O vazetmiştir. İslâmîyet ancak ve ancak O’nun ölçüleriyle yapılanmıştır. O’nun sarsılmaz ve muhteşem kurallarının dışında hiçbir hakikat yoktur ve aranılmaz. O’nun güzel görüp tasdik ettiği Her şey hakikat; çirkin bulup reddettiği Her şey ise uydurmadır. O’nun tesis ettiği İslâmîyet köhne hurafeleri, batıl inanışları, rezalet ve fuhşiyatı şiddetle reddeder. Şu halde, bütün Müslümanlar, itikada, ibadete, ahlâka, helâle, harama, zikre, fikre, muhabbete ait kutsî hakikatleri, O’nun terazisiyle tartacaklardır. Kur’an ayetlerinin Allah’a ait beyanları her insanı ikna edecek bir kuvvettedir. Sıradan halk, O’nun beyanının sadeliğine meftûn, bilim adamları da fesahat ve belagatına hayrandır. “Kalpler O’nun zikriyle tatmin olur.” ve her seviyedeki fikir erbabı, inanma ihtiyacını O’nunla karşılarlar, O’na uymakla kemâle ererler. Kur’an, insanları tefekküre teşvik etmiş ve bunun ölçülerini aklın eline vermiştir. İnsanlar ancak O’nun ders verdiği ölçülerle kâinat Kitabı’nı okuyabilmişler ve O’ndaki gizli hakikatlerini keşfedip Hâliklarını, Mabûtlarını bulabilmişlerdir. O, hayatın karanlık ve fırtınalı yollarını aydınlatmak için aklın eline verilen bir ilâhi meşaledir. Güneş, madde âlemini aydınlattığı gibi, Kur’an da maneviyat âlemini aydınlatmak için nazil olmuştur. Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Gerçekten bu Kur’an, insanları en doğru yola götürür.” (İsrâ suresi, 9) Bir fende terakki etmek için, o fennin kanunlarına uymak bir zaruret olduğu gibi, hak ve hakikati bulmak için de, Kur’ân ve Sünnet’in düsturlarını rehber kabul etmek son derece gereklidir. Evet, insan Cenâb-ı Hakk’ın zâtını, sıfatlarını ancak Kur’an’ın ve Sünnet’in irşadıyla bilebilir. Nereden gelip, nereye gittiğini, dünyadaki görevinin ne olduğunu, gideceği ahiret âleminin mahiyetini, hakikatini ve o âlemde nelerin makbul, nelerin merdut olduğunu, ancak bu iki vesile ile anlayabilir. Hangi fiil ve hareketlerin, hangi hâl ve tavırların Cenâb-ı Hakk’ın rızasını, hangilerinin de gazabını celp edeceğini; neyin hak, neyin batıl ve neyin hata, neyin doğru olduğunu yine Allah’ın Kitabı ve O’nun sevgili Peygamberinden (sav) öğrenecektir. Her Müslüman, kendi inanç ve ibadet dünyasını, bu iki hakikatin rehberliğinde gerçekleştirmekle sorumludur. Nelere, nasıl inanmakla iman dairesine gireceğini ve hangi amelleri işleyip nelerden çekinerek İslâm dairesinde kalacağını yine bu iki esastan, yâni Kur’an ve Sünnet’ten öğrenecektir. Madem ki, bütün Müslümanların ölçüsü Kur’an ve Sünnet’tir, o halde bir Müslüman beşerî her fikri, her iddiayı, her inancı, her itikadı Kur’an’a ve O’nun birinci derecede tefsiri olan Hadîs-i şeriflere göre değerlendirecek ve muvazene edecektir. Kur’ân-ı Azimüşşân, imanın birinci rüknü olan “Allah’a iman”ı bizlere ders verdiği gibi, “melâikelere, semavî kitaplara, peygamberlere, ahirete, kadere (hayır ve şerri O’nun yarattığına) iman” etmeyi de ders verir. Bir insan, ancak iman hakikatlerine Kur’an’ın bildirdiği gibi iman etmekle mümin olur. Hem Kur’ân-ı Kerim, Allah-ü Teâlâ’nın bütün emir ve yasaklarından ibaret olan İslâmîyet’i müminlere talim etmiştir. Bir mümin, bu emir ve yasaklara harfiyen uymakla kâmil bir Müslüman olur.
Kaynak: Prof. Dr. Alaaddin Başar

Canlı Dinisohbet Odalarına Hoşgeldiniz

cropped-logologo1.gif

Canlı Dinisohbet Odalarına HoşGeldiniz Sevgili Dini Chat Ve Sohbet Odaları Kardeşlerim Şimdi Canlı Dinisohbet Nedir Ve Nasıl Yapılır.Dini Sohbete Gidmek Ve Katılmak Bu kandil, Allah’ın yükseltilmesine ve içlerinden adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Oralarda, sabah-akşam O’nun şanını yücelterek tenzih eden öyle yiğitler vardır ki, ne ticaretler, ne de alışverişler onları Allah’ı zikretmekten, namazı hakkıyla eda etmekten, zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin dehşetten halden hale döneceği, altüst olacağı bir günden korkarlar. Allah, onları –yaptıklarına karşılık olarak- en güzel şekilde mükâfatlandıracak ve kendi lütfundan onlara çok fazlasıyla verecektir. Allah, dilediği kimseyi hesapsız rızıklandırır” (Nur Suresi, 24/36-38).

Müfessirler, ayette geçen “evler” den maksatın mescitler ve müminlerin evleri olduğunu söyler. (bk. Maverdî, Şevkânî; İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri). Ebu Hayyan’a göre, ayetteki “evler” sözcüğü içinde namaz kılınan ve ilmî sohbetler yapılan bütün evler için geçerlidir(bk. Ebu Hayan, Alusî, ilgili ayetin tefsiri). İkrime’ye göre de bu evler, içinde iman meşalesi yanan bütün mescit ve evlerdir. Lambaların ışığında geceleri namaz kılınan ve ilmî sohbetler yapılan her yer buna dahildir(bk. İbn Atiye, ilgili ayetin tefsiri). Bir yandan evleri nurlandıran elektrik ışığı, bir yandan da kalpleri nurlandıran iman ışığı..

Diğer taraftan, Ayette “mescid” yerine “ev” sözcüğünün kullanılmış olması dikkat çekicidir. Bundan, “Biz de Musa’ya ve kardeşine ‘Kavminiz için Mısır’da evler edinin’ diye vahyettik. Evlerinizi mescid haline getirin. Namazlarınızı dosdoğru kılın. Müjdele o müminleri.” (Yunus Suresi, 10/87) ayetindeki emrin gösterdiği hedefe uygun şekilde, müminlerin evlerinin içlerinde Allah’ın anıldığı ve sabah akşam Onu tesbih eden adamların bulunduğu birer mescide benzemesi gerektiği sonucunu çıkarmak daha uygundur. Bu da, ideal bir Müslüman aileye yakışan şeyin, sabah ve akşam vakitlerini Allah’ı anarak, Onu tesbih ederek, Onun kitabını okuyarak ve Onun rızasına ulaştıracak bilgileri kazanmaya çalışarak değerlendirmek olduğunu ve bunda başlıca sorumluluğun evin reisine düştüğünü gösterir.

Yine dikkat çekicidir ki, âyet hayatın dışında bir model önermemekte, ticaret ve alışverişi devre dışı bırakmamaktadır. İbni Abbas’ın da dediği gibi, “Allah’ın nurunu kendilerine misal olarak verdiği bu kimseler, halk içinde en çok ticaretle uğraşan, en fazla alışveriş yapanlar da olabilir; ancak bu meşgaleler, Allah’ı anmaktan onları alıkoymaz.” (Müstedrek, 2:432, no. 3506.) Bu âyetlerle ilgili olarak yine İbni Abbas’tan “Mescidler Allah’ın yeryüzündeki evleridir; yeryüzü ahalisi için gökte parlayan yıldızlar gibi, onlar da gökyüzü ahalisi için ışık saçarlar” sözü rivayet edilmiştir. (bk. Razi, Tefsir, ilgili ayetler)

Mescid ise, sınırsız, açık veya kapalı her yeri, diğer deyişle yeryüzünün her tarafını gösterir. Nitekim hadiste; “… Bana yeryüzü mescid ve temiz kılındı” buyurulmuş olması da bunun böyle olduğunun en güzel delilidir (Buhârî, Teyemmüm, 1; Salât, 56; Müslim, Mesâcid, 3, 4, 5)

“Evlerinizde namaz kılmayı ihmal etmeyin; bilmelisiniz ki, kişinin farz namazların dışındaki namazlarını evinde kılması daha faziletlidir” ve “Evlerinizi kabristana çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar” (bk. Müslim, Salatü’l-Müsafirin, 212-213; Tirmizi, Fedail, 2) mealindeki hadis-i şerifler, evlerin de bir mescit haline getirilmesinin, Allah’ın aziz şanının orada da yüceltilmesinin önemine işaret edilmiştir.

Özellikle, fitne-fesadın çoğaldığı, nefs-i emarenin hâkim olduğu, heva ve heveslerin kol gezdiği bu asırda, Allah’ın noksansız sıfatları, ahiret akidesi, Hz. Muhammed(a.s.m) peygamberliği, Kur’an’ın semavî kimliği, İslam’ın tavsiye ettiği güzel ahlakın söz konusu edildiği evlerin nurdan birer huzme, ışık saçan birer kandil hükmünde olacağına şüphe etmemek gerektir.

Kıyamette Cennet Hadisleri

images

Kıyamet günüKıyamet günü Cennet Hadisleri DiniSohbet Kıyamet gününde cennete ilk girecek olan ben miyim sen miyin diye devam eden Cennet Hadisleri DiniSohbet Kıyamet gününde cennete ilk girecek olan ben miyim sen miyin diye devam eden hadisler varmıdır bu hadislere ne kadar inan malıyız.Kıyamet günü Cennet’e ilk giren ben olacağım” şeklindeki rivayet, İmam Suyuti’nin Câmiu’l-Ehâdîs (5666, 5667. hadisler) ve Heysemî’nin Mecmau’z-Zevâid adlı eserlerinde (Fiten, 12547. hadis) geçmektedir.

Heysemi, rivayet zincirinde yer alan Muaviye b. Vâhib’i tanımadığını ifade etmiştir.

Kur’an açısından bakıldığında bu rivayetin sahih olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü Allah Teala Peygamberimize şöyle söylemesini emretmiştir:

“De ki: Elçilerin ilki ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.” (Ahkâf, 46/9)

Ayette belirtildiği gibi kendisine nasıl muamele edileceğini bilmediğini ifade eden Resûlullâh’ın “cennete ilk giren ben olacağım” şeklinde bir açıklamada bulunmuş olmasının doğru olamayacağı anlaşılmaktadır.

cennete girecek ilk kişi, cennete ilk ben gireceğim, cennete ilk giren kim olacak, cennete ilk kim girecek,islami, dini, sohbet, chat, islam, din, bilgiler, videolar, kuran, fıkıh, menkıbe, ilahi dinle, nur, ilmihal

ümmetin çaresizliği

yaratılış

ümmetin çaresizliği her geçen gün ümmet biraz daha çaresiz bir hale alıyor peki ümmet nasıl kendini düzeltecek asıl biz şunu anlamadık ümmet nedir kime denir Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:

(İbrâhim aleyhisselâmı dünyâda hayırlı, âhirette sâlihlerden) kıldığımız gibi, ey müslümanlar sizi (de) seçkin ve hayırlı bir ümmet kıldık ki, kıyâmet gününde peygamberlerin ümmetlerine vahyi tebliğ ettiklerine şâhidler olasınız, Peygamber de sizin adâletiniz üzerine şâhid ola. (Bekara sûresi: 143)

Siz ümmetlerin en iyisi oldunuz. İnsanların iyiliği için yaratıldınız. İyilik yapılmasını emreder, kötülükten nehyedersiniz. (Âl-i İmrân sûresi: 110)

Ümmetimin âlimleri İsrâiloğullarının peygamberi gibidir. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî)

Ümmetimden büyük günâh işleyenlere şefâat edeceğim. (Hadîs-i şerîf-Müsned-i ibni Hanbel

Ümmetimden Ehl-i beytimi sevenlere şefâat edeceğim. (Hadîs-i şerîf-Hatîb-i Bağdâdî)

Peygamberler (aleyhimüsselâm) ümmetlerini Allahü teâlâya çağırmak, azgın, yanlış yoldan, doğru seâdet yoluna çekmek için gönderilmişlerdir. (Seyyid Abdühakîm Arvâsî)

Âhirette azâblardan kurtulmak, ancak Muhammed aleyhisselâma tâbi olmaya bağlıdır. O’nun ümmeti olan müslümanlar, O’na tâbi oldukları için bütün insanların hayırlısı ve en iyileri oldu. Cennet’e gireceklerin çoğu bunlar oldu ve Cennet’e herkesten önce gireceklerdir. (İmâm-ı Rabbânî)

Oğlum! Şimdi o zamandayız ki, geçmiş ümmetlerde böyle çok karanlık zaman gelince, büyük bir peygamber gönderilerek yeni bir din kurulurdu. Bu ümmet, ümmetlerin en iyisi olduğu için ve bu ümmetin Peygamberi, peygamberlerin sonuncusu olduğu için bunların âlimlerine, İsrâiloğullarının peygamberlerinin mertebesi verilmiştir. Peygamberlerin vazîfeleri bu âlimlere yaptırılmaktadır. (İmâm-ı Rabbânî)

Niçin kılmazsın farz u sünneti,

Değil misin Muhammed’in ümmeti

Anmaz mısın, Cehennem’i, Cennet’i

Îmân sâhibi kul böyle mi olur?

 

islami, dini, sohbet, chat, islam, din, bilgiler, videolar, kuran, fıkıh, menkıbe, ilahi dinle, nur, ilmihal